Türkçenin Gelişim Evreleri…

Ağustos 9, 2011 by ebruli  
Filed under edebiyat

Türk dilinin ortaya çıkış tarihi kesin olarak bilinememektedir. Türkçenin, bilinen yazılı metinlerindei önceki dönemleri “karanlık dönem” olarak kabul edilmektedir.

Türkçenin yazılı ürünlerle takip edilebilen VII. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar olan dönemine “Eski Türkçe” denir. Türkçe, yaklaşık altı asır boyunca; ses, biçim ve söz varlığı bakımından son derece durudur. Bu dönem Türkçesinin özellikleri Göktürk, Uygur ve Karahanlı metinlerinde görülmektedir (Göktürk Metinleri: Bilge Kağan Yazıtı, Kültigin Yazıtı, Tonyukuk Yazıtı; Uygur Metinleri: Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Irk Bitig; Karahanlı Metinleri: Kutadgu BiligDivanü Lûgat-it-Türk, Atebetü’l Hakayık, Divan-ı Hikmet).

Türkler, XI. yüzyılın başlarından itibaren Anadolu’ya göç etmeye başlamışlardır. Bu göçler sonucunda Türkler XIII. yüzyılda batıda Anadolu’ya, kuzeyde Karadeniz’in kuzeyi ve batısına kadar yayılmışlardır. Yerleştikleri bölge halkının ağzı ile eserler yazmaları sonucu Türkçe çeşitlenmiştir. Türkçe, yayıldığı bölgelere göre Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olmak üzere iki kola ayrılmıştır. Kuzey-Doğu Türkçesi, Eski Türkçenin bir devamı olarak XIII ve XIV. yüzyıllarda Orta Asya ile Hazar Denizi’nin kuzeyindeki Türkler arasında kullanılmıştır.

Kuzey-Doğu Türkçesi XV. yüzyılda Kuzey Türkçesi ve Doğu Türkçesi olmak üzere iki kol hâlinde gelişmesini sürdürmüştür. Farklı kollarda gelişen Türkçenin özelliklerini o dönemlerde yazılan Kıpçak Türkçesi Metinleri (Husrev ü Şirin, Gülistan Tercümesi, Kodeks Kumenikus) ve Çağatay Türkçesi metinlerinden (Muhâkemetü’l-Lügateyn, Şecere-i Türki, Şecere-i Terâkime) takip etmek mümkündür.

Batı Türkçesi, XII. yüzyılın sonlan ile XIII. yüzyılın başlarından günümüze kadar devam eden Eski Türkçeden sonra Türkçenin iki büyük kolundan biridir. Batı Türkçesi, tarihî gelişimi içinde üç ana döneme ayrılır. Türkçenin XIII ve XV. yüzyıllar arasındaki dönemi “Eski Anadolu Türkçesi” adını alır. Bu dönemin özellikleri Yunus Emre Divanı, Mantıku’t-Tayr, Garipname vb. eserlerde görülmektedir.

Batı Türkçesinin XV. yüzyılın sonları ve XX. yüzyılın başlan arasındaki dönemine “Osmanlı Türkçesi” denir. Bu dönemde, Türkçeye çok sayıda Arapça, Farsça kelime girmiştir. XVII. yüzyıldan itibaren Osmanlı Türkçesinde “mahallîleşme” hareketi başlar. Bu hareket Tanzimata kadar devam eder. Türkçe, yabancı kelimelerle yüklü ağır bir dil olarak varlığını “Türkiye Türkçesi” ne kadar sürdürür. Şikâyetname,Sihâm-ı KazaHüsn ü Aşk gibi eserler bu dönem Türkçesinin özelliklerini taşır.

Batı Türkçesinin III. dönemini “Türkiye Türkçesi” oluşturur. Ömer Seyfettin ve arkadaşlarının konuşma dilinden (İstanbul ağzı) yeni bir yazı dili oluşturmak amacıyla Genç Kalemler dergisinde başlattıktan Yeni Lisan Hareketi bu dönemin başlangıcı kabul edilir. Bu hareketin temsilcileri “Millî bir edebiyat meydana getirmek için önce millî bir dile ihtiyaç vardır.” görüşünden hareketle şu ilkeleri benimsemişlerdi:

a. Arapça ve Farsçadan Türkçeye giren dil bilgisi kuradan ve bu kurallarla yapılan bütün tamlamalar kaldırılmalıdır.

b. Dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerle yapılacak isim ve sıfat tamlamaları, Türkçenin kurallarına göre düzenlenmelidir.

c. Yazı dili ile konuşma dili arasındaki büyük farklılıkları kaldırmak için yazı dili konuşma diline yaklaştırılmak İstanbul konuşması yazı dili olmalıdır.

ç. Bu ilkelerden yola çıkarak taklit değil, yeni ve millî bir edebiyat meydana getirilmelidir.

Türkiye Türkçesinin gelişimi içinde bu hareketten sonra en kapsamlı çalışma Dil Devrimi’dir. 1928de Harf Devrimi‘nin yapılması ve 1932′de Türk Dil Kurumu’nun kurulmasıyla Türkçe, çok yönlü ve sistemi bir şekilde ele alınarak sadeleştirilmiş ve olgunlaştırılmıştır.

Kuzey-Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesinin çağdaş kolları günümüzde yazı dili olarak kullanılmaktadır. Kuzey-Doğu Türkçesinin çağdaş kolları; Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur, Tatar, Başkurt Türkçeleri; Batı Türkçesinin çağdaş kolları ise Azerbaycan, Türkmen, Gagauz ve Türkiye Türkçeleridir.

Türkçe günümüzde; Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Doğu Türkistan, Tataristan, Başkurdistan, Çuvaşistan, Altay, Tuva, Hakas, Yakut Saha), Dağıstan, Kabartay-Balkar, Karaçay-Çerkes, Kırım Özerk Cumhuriyetleri gibi nüfusunun çoğu Türk olan devletlerin yanında; Bulgaristan, Romanya, Makedonya, Moldova, Almanya, Afganistan, Hollanda gibi ülkelerde ve Batı Trakya, Kuzey Irak, Kuzey İran ve Moğolistan’ın batısında da konuşulmaktadır.

Edebiyatımızda İlkler…

Ağustos 4, 2011 by ebruli  
Filed under edebiyat

*İlk yerli tiyatro eseri:Şinasi / Şair Evlenmesi /1859

*İlk yerli roman :Şemsettin Sami / Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat

*Batılı tekniği uygun ilk roman :Halit Ziya Uşaklıgil/Aşk-ı memnu

*İlk çeviri roman :Yusuf Kamil Paşa/ Fenelon’dan Telemak /1859

*İlk köy romanı :Nabizade Nazım / Karabibik

*İlk psikolojik roman:Mehmet Rauf / Eylül

*İlk realist roman :Recaizade Mahmut Ekrem / Araba Sevdası

*İlk resmi Türkçe gazete :Takvim –i Vakayi

*İlk yarı gazete :Ceride-i Havadis

*İlk tarihi roman :Namık Kemal / Cezmi , A. Mithat /  Yeniçeri

*İlk özel gazete :Tercüman-ı Ahval / Şinasi ile Agah Efendi

*İlk pastoral şir:A.Hamit Tarhan /Sahra

*İlk şiir çevirisini yapan ,ilk makaleyi yazan ve noktalama işaretlerine ilk kez  kullanan ilk Türk gazeteci :Şinasi

*Aruzla ilk manzum tiyatro eseri yazan :A.Hamit /Eşber veya Sardanapal

*Heceyle yazılan ilk manzum tiyatro eseri:A.Hamit/Nesteren

*İlk bibliyografya:Keşfü’z Zünun /Katip Çelebi

*İlk hatıra kitabı :Babürşah /Babürname

*İlk hamse yazarı :Ali Şir Nevai

*İlk tezkire :Ali Şir Nevai /Mecalisün Nefais

*İlk antolojisi:Ziya paşa /Harabat

*İlk atasözleri kitabı :Şinasi /Durub-i Emsal-ı Osmaniye

*İlk mizah dergisi:Diyojen /Teodor Kasap

*İlk hikaye kitabı :A:Mithat /Letaif-i Rivayet

*İlk fıkra yazarı :Ahmet Rasim

*İlk Türkçe yazılan ilk kitap :Kutadgu Bilig

*İlk siyasetname :Kutadgu Bilig

*İlk mensur şiir örneklerini veren :Halit Ziya

*Şiirde ilk defa Türk kelimesini kullanan :Mehmet Emin Yurdakul

*Dünya edebiyatındaki ilk modern roman :Cervantes/Don Kişot

*İlk makale :Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi

*İlk edebi bildiriyi yayımlayan topluluk:Fecr-i Ati

*Mesnevi tarzında yazılmış ilk eser : KUTADGU BİLİG

*İlk seyahatname : MİR’ATÜL MEMALİK / SEYDİ ALİ REİS

*İlk Edebiyat tarihçimiz:  Abdulhalim Memduh Efendi

*Batı anlayışındaki ilk edebiyat tarihçimiz: Fuat Köprülü

*Dünya edebiyatındaki ilk hikayeci ve eseri: Boccaio Decamkeron

*Sahnelenen ilk tiyatro: Namık Kemal / Vatan yahut Silistre

*Kafiyeyi şiire serperek klasik nazım şekillerinden farklı ilk örnekleri veren: TEVFİK FİKRET

*Türkçenin ilk dil bilgisi kitabı: Süleyman paşa / SARF-ı TÜRKİ

*İlk naturalist eserimizin yazarı Nabızade Nazım / Zehra

*Divan Edebiyatında mahallileşme akımının temsilcisi: Nedim

*Şarkıyı icat eden: NEDİM

*İlk tarih ve coğrafya ansiklopedisi: Kamus’ul Alam

*İlk sözlüğümüz:Divan-ı Lügat-it Türk

*İlk Türkçe sözlük:Şemsettin Sami:Kamus-ı Türki

*İlk özdeyiş örneklerini veren: Ali Bey / Lehçet’ül Hakayık

*İlk didaktik şiir örneğimiz ve aruzla yazılan ilk eserimiz:Kutadgu Bilig

*Türk adının geçtiği ilk Türkçe metin :Orhun Abideleri

*Edebiyatımızda objektif eleştirinin nasıl olacağını ilk açıklayan:R. Mahmut Ekrem

*Edebiyatımızdaki milli dönemin açılmasına öncülük eden: Mehmet Emin Yurdakul

*Konuşma diliyle yazılmış ilk hikayenin yazarı: Ömer Seyfettin

*Edebiyatımızda ilk kafiyesiz şiirini yazan :A. Hamit / Validem

*İlk köy şiiri: Muallim Naci / Köylü Kızların Şarkısı

*İlk alfabemiz:Göktürk Alfabesi

*Tekke şiirinin babası: Ahmet Yesevi

*İlk Türk destanı :Alp Er Tunga Destanı

*Bizde batılı anlamda ilk eleştiriyi yazan:Namık Kemal

*Bizde epik tiyatro türünün kurucusu: Haldun Taner

*İlk kadın romancımız:Fatma Aliye Hanım

*Süslü nesrin ilk temsilcisi: Sinan Paşa

*Dünyanın bilinen ilk destanı:Sümerlerin Gılgamış Destanı

*Dünyanın halen yaşayan ,en büyük ve ilk Müslüman Türk Destanı: Kırgızların Manas Destanı

*Edebiyat kelimesini bizde ilk kullanan: Şinasi

*Kurtuluş savaşımızı doğrudan işleyen roman :Ateşten Gömlek

*Komedi türünün ilk büyük ustası:Aristofanas

*Trajedi türünün ilk büyük ustası:Aiskylos

*İlk uyarlama tiyatro eserinin yazarı :A.Vefik paşa

*Deneme türünün kurucusu:Montaigne

*İlk divan şairi:Hoca Dehhani

*Hikayede  gerçek anlamda ilk kez Anadolu’yu işleyen: Refik Halit Karay

*En başarılı psikolojik roman yazarımız: P.Safa / 9.Hariciye koğuşu

*İlk çocuk şiirlerini yazan: Tevfik Fikret / Şermin

*Dilde sadeleşmeyi savunan ilk yayın organı: Genç Kalemler

O KADAR!!!!

Temmuz 9, 2011 by PrenS  
Filed under edebiyat

Konuşacağım insanları ben seçerim, kafama göre takılır istediğimle …muhattap olurum…

Kendime güvenirim, bunu sorgulayanı sorgularım…

Küçük şeylere takarım, olaycıyım…

Benimle oyun oynanmaz, mızıkçıyım…

Hayat zordur bilirim ama bende kolay biri değilim…

Çocuklarla, çocuk kalmışlarla uğraşamam yol veririm ve de zekasından şüphe ettirenleri hayatımdan engeller silerim…

Herkes için mükemmeli değil ben sevdiğim için bana mükemmel geleni beklerim…

Ağır sewerim gerektiğinde masaya yumruğunu vuracak, saygı görecek, benim gözümde saygın olacak…

Benim için mantık en önemli şeydir, gerisi hoştur ama boştur…

Ben istemedikten sonra kim olursa olsun hiçtir…

Geçmişe takılmam mazi der geçerim…

Adımlarımda “kim ne der” diye düşünmem…

Basit kişilerle polemiğe girmem…

Bazı şeyleri asla affetmem…

Tutkularım wardır wazgeçmem…

Gidiyorsan eğer, çok özlesem bile dön demem…

Bazen çok severim ama söylemem…

Mütevaziyimdir, ukalalıkla ilgilenmem…

Yalan ve taktiklerle uğraşmayın, yemem…

Herkes haddini bilsin, dostlarıma laf ettirmem…

Artık kimseye kolay kolay güvenmem… Bi daha güvenmedikçe sevmem…

Giden gider, kalan sağlar benimdir der yolumdan dönmem…

AĞIR GELİYORSA BUNLAR, FİRAR SERBEST, ÜSTELEMEM !!!!!.

Aşk…

Temmuz 9, 2011 by PrenS  
Filed under edebiyat

Aşk ancak bu kadar güzel tanımlanabilir:

     Aşktan önce.Aşktan sonra.Çünkü aşk bir milat.Takvimlerin kendini sıfırladığı,saatlerin yeniden ayarlandığı an.Aşktan önce olan biten her şey -mişli geçmiş.Adeta yaşanmamış.Bir şekilde hafızaya sonradan alınmış.Aşktan sonra olan her şey şimdiki zaman.Öncesi ve sonrası olmayan.

     Uzakları yakın,olmazları olur eden bir ewfsun aşk.İnsana tükürdüğünü afiyetle yalatan,ettiği tüm büyük lafları bir bir hatırlatan,bileğinden kavradı mı sarsan,sarstı mı bırakmayan bir yudumcuk efsun.

     Aşk bir kimyasal bileşim.Formülünde esrar var.

Beyaza Kara Leke

Temmuz 9, 2011 by PrenS  
Filed under edebiyat

tüm ayıplarını örttüm sensizliğin , üstünde vişne çürüğü umut ile hayâllerindeyim

hani severdin ya
kırmızıyı giyiniyorum gün ışığında , her an düşebilir diye yolun yoluma

hani severdin ya
gözlerimde geceyi uyutuyorum , tenimde yıldızların gölgesini saklıyorum her sabaha

yerin benim yanım ya
zamanını bekliyorum belki de

belki de
ıslak bir tebessüme borçlu kalacak bedenim
ve hep bir kahkahanın altında ezilecek mecâlim

belki de
kaç zamandır istiharesine yattığım yarınlarımdan korku akacak
ve beyaz gerçeklerime kara çalınacak.

siyah bir yatağın mavi yastığında kanım donarken
şiirleri küflenmiş şarkı sözleri nârâ atacak boş odalarda

en ucube tohumunun açtığı beyaz gülde yenilecek gençliğim
ve çimlerime yaban gülüşler düşecek

bil…
işte yokluğun böyle
beyazlar içinde kara bir leke

guzel sozler, ayrılık sozleri, kahır sozler,acıtan sozler

Nisan 24, 2011 by admin  
Filed under edebiyat

Ağlayışım terk edip gidisine değil.Ben; sensizken senden diye sensizi ligi de sevmiştim.Sen; seninle birlikte sensizliği de alıp gittin.

Ağzımın Tadı Yoksa, Hasta Gibiysem, Boğazımda Düğümleniyorsa Lokmalar, Buluttan Nem Kapıyorsam İnan Hep Güzel Gözlerinin Hasretindendir.

Akılsız adam mutluluğu uzaklarda, Akıllı ise O’nu ayaklarını altında arar… Seninle olmak varken;Sensiz kalmak, Yaşamak dururken ölmek demektir…

Allahım beni öyle bir son bahar ayazında canımı al ki, sevdiğim mezarıma koyacak tek bir gül bile bulamasın…

Almak istedim , ellerini alamadım Bakmak istedim, gözlerine bakamadım Sarmak istedim, kollarıma saramadım Görmek istedim, son defa göremedim çünkü aramıza ölüm girdi…

An gelir insan gülerken ağlarmış. Gözyaşları sel olup kalbine akarmış. Kahkaha bir maske derler birimisin?İnsan sevdiğinden ayrılınca bu maskeyi takarmış.

Ayrılıklar Sırdaşım oldu Dertlerim Yoldaşım Oldu Senin Gibi insafsız Nasıl benim Sevgilim oldu…

Ayrılıklar Zor Gelsede hayatıma Seni Seviyorum bunu Unutma…

Ayrıldık işte mutlu Ol Sevgilim ben yine Sensiz yaşamaya Sen Yine Bensiz Mutlu Olmaya Devam et…

Şarkılar Anlattı yalnızlığımı Yine Ayrılık Saati geldi Buldu yalnızlığımı Bu yalnızlık Bitmez Bende Ayrılıklar Sürer Gider benimle…

Yol uzundur Ayrılık Olur Sevgi Büyüktür Kavgalar Olur, her kavganın Sonu Olurmu Ayrılık? her Yolun Sonunda Olurmu yalnızlık?

Bir Gün Seni Sensiz Yaşayacağım Biliyorum Bu Aşkın Devri Azaldı Görüyorum Ayrılıkmı Dersin bu Sence Yoksa Dargınlıkmı, Kandırma Beni Artık Al git Ayrılığını…

benim Aşkımla Büyüyen Sevgi Şimdi Senin kaçışlarınla bezdiriyor Zamanımı Ayrılık Olucaksa Bu Aşkın Sonu Durma Sende Git bekleme Ayrılık lafını…

içtiğim Alkoller oldu derdime derman kaçışı yok biliyorum geldi Ayrılık Zamanı Görüyorum yeniden başlamaz bu Aşk Gidiyorum…

Sözüm yok Söyleyecek Hecelerim kelimelerimle Savaşıyor Sonunda Biticek Seninle yaşadığım Bir Hikayeydi Bitti Ayrılık geliyor gibi Yine tek kaldım Sevgilim Lütfen Bırakma Beni…

Ne güzel Sözler Söylerdik Birbirimize Zamansız geldi Ayrılık Rüzgarı Sevgimizin üstüne Alışamadım Sensizliğe Bırakma Aşkım Tut ellerimi…

Aramıza Giren Zaman Vurdu Bizi Zaman Zaman Sensiz Olmak Bu Dünyada Sanki bir Yalan Ayrılıyoruz Sevgilim gerçek Olan Şimdi Bu An….

Yılları Bitirdik ömrümüzde Zamanı geçirdik Sevgimizle Nerden Çıktı Bu Ayrılık yine Olmadı Güzelim Hayallerimle Bırakma Beni…

gecelerim oldu arkadaşım boş ve beni düşünme arkadaşım yalnızlık kaderim biliyorum Ayrılıklar benim sevgim artık görüyorum…

Ayrılık Olucağını Bilerek Sevdim Seni Gurbete Gittim Gideli Duyamadım Sesini özledim Seni Sevgilim bu Ayrılık çok Yıprattı beni…

Yollar Gider Ama Bitmez Sevgi Doğar Ama görünme Aşk Hissedilir Ama Geçmez Ayrılık gelir Gider kimse biLmez…

Seni bekliyorum Ayrıldığımız yerde, Gözlerimin önünde Her Anın kelime Kelime Bitti Artık gidiyorum Dedin ya sen ilişkimizi değil beni bitirdinde gittin…

Ben Sensiz Zamanlarıma yanarken Sen belki bensiz geçen Zaman ve Günlerine Sevineceksin Ama Şunu Unutmaki Sende 1 Gün Seviceksin ozaman Kendinde beni Görüceksin…

Sevgilim ; Seni tanımadan Önce Yalnızlığı, Seni tanıdıktan Sonra Yaşamayı, Sensiz Kalınca Değersiz bir hiç OLmayı Öğrendim..

Aramıza yollar, yabancı kollar,zor yıllar girdi,ümitlerimi,saf sevinçlerimi derken seni kaybettim Bir iki sözle bir kaç şarkıyı, adaletsiz yargıyı Birde bu talihsiz yazgıyı kalbime kaydettim.

Araya koskoca yıllar girse de kalbim seninle bu can seninle koskoca dağlar girse de araya ben seni unutmam unutamam ki ben sana kocaman bir can verdim sen bana sevgi dürüstlük verdin ben seni nasıl unuturum ki sen bana bir can bir sevgi verdin..

Artık günlerim günlerden uzun gecelerim gecelerden yalnız seni sevdiğimden bu yana her acıyı tattım her çileyi gördüm hayatın her cilvesine alıştım yalnız senin yokluğuna alışamadım şimdi anlıyorum acıdan hasretten gözyaşından başka hiç bir şey vermemişsin bana yıkılan hayallerime yok olan geçmişime kaybolan geleceğime Ağladım Ağladım çocuklar Gibi Ağladım..

Aşkım ne zaman dağlar sahili, mehtap geceyi dünya dönmeyi unutursa, bende seni o zaman unutacağım…

Aşkımız su üzerine yazılan bir masaldı, göz kirpimi kısalığında kelebeğin ömrü uzunluğundaydı. Kalbimizde bir ömür boyu çekeceğimiz yaralar bıraktı.

Aşkın bitmiş olsa da hiç sevmesen de Beni çok aldattın hoş görmesem de Bir şeyler bulmuştum ben o sevginde Bekliyorum bir gün dönersin diye.

Ay doğarken bir söğüdün arkasından,gül yüzünde sisli bir esintiyle,akşamın göçüsüne hüzün serperek ve yağmurdan geceye perdeler çekerek beni düşün unutma…

Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara, yüreğimi soğuttum zemheri ayazında. Sonra uzun uzun rüzgarın gülüşünü seyrettim çaresizce. Ve gecenin en koyulaştığı yerde ölümü kucakladım masmavi yüreğimle…

Bak yine soldu güneş yine akşam oluyor ömrümün kadehine sensiz bir gün doluyor sen yoksun diye inan dertliğim kederliğim gelmezsen kahrolurum yıkılırım sevgilim seni çok seviyorum.

Bana bir günün yirmi dört saat, bir saatin atmış dakika ve bir dakikanın atmış saniye olduğu öğretildi ama sensiz geçen bir saniyenin sonsuzluk kadar uzun olduğu öğretilmedi. Yaşamımızın her anında birlikte olmamız dileğiyle sevgilim.

Batık bir gemiymiş aşk limanında. Kader bu deyip de avutma beni ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.

Bekleyiş bir özleyiş gönüldeki güzeli bir süsleyiş bin bir hisle sevmeli neden o çok sevene unut bekleme derler oysa seven ümitsiz olsa da bekler

Ben ne Aşklar yaşadım ne vedalar ettim,ne kızgın çöllerinde yürüdüm aşkın,Senin kor dudakların vız gelir Güzelim…

Ben senin yaşadığın gizli bir macerayım, Anlatılmaz bir roman, kapanmaz bir yarayım, Sığındığın limanlar unutturamaz beni, Ben senin yüreğinde en büyük FIRTINAYIM !

Ben sensiz geçen günlerime yanarken, belki sen bensizliğe sevineceksin.. Ama şunu unutmak bir tanem; bir gün sen de SEVECEKSİN !!!

Ben Sensizdim..! akşamın yaklaştığı saatlerde. kahrolursun görme ağladığımı. Başlayan düşü şafakla birlikte dağıtır ansızın her gün batımı..

Beni sensiz bıraktığın gün geliyor aklıma , düşünüyorum da çok acı çekmiştim, ama şu anda daha da çok çekiyorum ama biliyorum ki sen bu acıya hiçbir zaman değmedin beni hiç bir zaman sevmedin sen sevsen de sevmesen de ben seni sevdim hep de öyle kalacak..

Beni terk ettiğin gün, saçlarından bir tel koparıp asacağım kendimi. Beni terk ettiğin gün, kirpiklerinden birini koparıp saplayacağım kalbime.

Bir akşam yanımızda kimse olmaz ya da olanlar olması gerekenler değildir. Yıldızların bizim için parladığını göremeyen gözlerimiz, gün gelir hayatımızdan kayan yıldızların gömüldüğü maziye kilitlenir…

Bir birimize söz vermiştik, Bütün ömür boyu ayrılmayacaktık, Yeminler etmiştik, Asla ayrılmayacaktık, Ama ne oldu Bir kış günü, yıldızların bakışlarında, Ayrılığımızı söyledik..

Bir çiçeğim vardı, adını aşk koydum; KOPARDILAR, Bir çiçeğim vardı, adını sevgi koydum; SOLDURDULAR, şimdi yine bir çiçeğim var, adını izdi rap koydum; NE KOPARAN VAR, NE SOLDURAN…

Bir daha görüşmemekti senin seçimin Seni severken kaybetmek niçin Anlamsız bir öfkeyle doldu için seni kırdım biliyorum bir hiç için Ayrılık nedenini hissediyorum Artık dönüşü yok biliyorum Her gün seni düşünüyorum Ama artık sensiz yaşıyorum Neyse canım sen son değildin Ama bil ki son olabilirdin Böyle olmasını da sen istedin Beni zaten hiç sevmedin.

Bir eski dost gibi hatırla beni.Bir selam ver yeter.Unutmuş olsan da eski günleri.Adımı ara sıra an yeter.

Bir Gece Ay Bana Sordu neden Seni Ağlatan Bir Kızla Berabersin? Aya Baktım Ve Dedim ki Sen Hiç Gökyüzünden Vazgeçebilircisin…

Bir gece yarısı titreyerek uyanırsan bil ki resmini öptüğüm gündür, bir gün sebepsiz yaşlar süzülürse o güzel gözlerinden bil ki yokluğundan öldüğüm gündür…

Bir gün bir köşede sızıp kalırsam, El tanımasa da sen tanır mısın? Sorsalar sana kim bu diye, Bakıp yaptığından utanır mısın?

Bir Gün Bu Köşede Sessiz Sedasız Hıçkıra Hıçkıra Ağlayacağım , şu Lanet kaderime Sitemler Edip , Tanrıya Son Kez Yalvaracağım , Güzel Gözlerin Gelecek Aklıma , Solup Gideceğim En Güzel çağımda , Sensizlik Beni çağırdığında , Boş Sokaklara Haykırdığında , Artık Burada Olmayacağım.

Bir gün hayatın tüm güzelliklerinden vazgeçip sessiz sedasız ölüme gitmek istersen yanıma gel de sana sensiz olmanın ölüm olduğunu göstereyim.

Bir gün seni unutmak zorunda kalırsam aşkımın küçüklüğüne değil, çaresizliğimin büyüklüğüne inan.

Bir gün yağmura yakalanırsan benden kaçtığın gibi yağmurdan da kaç.çünkü bulutların arkasında kaybolan aşkı için ağlayan benim.

Bir mültecinin vatanı yada bir kölenin hürriyeti kadar uzak olsan da; sende hep gurbeti yaşasam da olsun: yeter ki beni yüreğinden sürgün etme…

Bir ömür boyu seninleyim desende istemem artık.çünkü sen rüzgarın coşturduğu bir toz bulutusun.Bugün bana esersin yarın ellere…

Bir ses beklemek senden. Soluk beklemek. Suskunluğun en acımasız olduğu zamanlardayım. Hiç bu kadar uzun susmadın sevdiğim. Hiç bu kadar uzun gitmedin bilmediğim yerlere, gözlerimi götürmeden yanında!

Ayrılık Çoktan Girmiş Kalplerimize, Senin Sessiz Kaçışların Benim telefonları Kapatışlarım, Birbirimizden Kaçarken Bitirmişiz Aşkımızıda!!!

Ayrılıklar Sarsada Yüreğimi Seviyorum Seni ihanetinin Bedeli Bende Bıraktı Sevgiyi!

Sonraki Sayfa »

sohbet siteleri chat siteleri bedava chat chat odaları Sohbet sohbet siteleri film izle