Hz.Muhammed (s.a.v)’in Bazı Hadis-i Şerifleri…
|
Allah bir kavmi severse; kendilerine belâ gönderir, kendilerini sıkıntıya sokar.
Allah insanlara acımayana, merhamet etmez. Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet et. Zira, sen onu görmüyorsun ama, o seni görüyor. Allah’tan utanmayan, insanlardan da utanmaz. Allah-ü Taâlâ, muhakkak sûretlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat kalplerinize ve amellerinize nazar buyurur. Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır. Herkesin niyeti ne ise eline o geçer. Asıl zenginlik, mal-mülk çokluğundan değildir. Gerçek zenginlik ancak gönül zenginliğidir. Bana çektirilen eziyet, hiç bir Peygamber’e çektirilmedi. Ben, ancak ahlâkın en güzellerini tamamlamak için gönderildim. Bildiğinizi herkese öğretiniz, bilginizi yayın, kolaylaştırın, zorlamayın, müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize düşman olmayın, birbirinizden yüz çevirmeyin, birbirinize hased etmeyin, kin gütmeyin, ey Allah kulları kardeş olun. Bir kulun îmanı, gönlü doğru olmadıkça doğru olmaz; gönlü de, dili doğru olmadıkça doğrulmaz. Çin’de bile olsa ilmi alınız. Dünya lezzetlerini yıkan ölümü çokça anınız. Çünkü; o geçim darlığı çekenleri feraha kavuşturur, avutur, zenginlerin de ihtiraslarını frenler. Emanete riâyet etmeyenin, îmanı yoktur; ahdine vefâ etmeyenin, dîni yoktur. Hased, ateşin odunu yemesi gibi iyilikleri yer. İçinizden hiç biriniz; kendi nefsi için sevdiğini, mü’min kardeşi için de sevmedikçe hakiki mü’min olamaz. Îmanın en üstünü, yükseği; iyi ahlâk, sabır ve cömertliktir. İnananın anlayışından sakının; çünkü o, Allah nûru ile bakar, görür. İnsanlara karışıp eziyetlerine katlanan mü’min, insanlara karışmayıp eziyetlerine katlanmayan mü’minden üstündür. İnsanların en çetin belâya uğrayanları Peygamberlerdir; onlardan sonra temiz ve özü doğru kişilerdir; onlardan sonrada onlara benzeyenler ve benzeyenlere benzeyenlerdir. İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır. İşler, o işlere ehil olmayanlara verilirse, kıyamet yaklaşmış demektir. Kanâat tükenmez bir hazinedir. Kızgınlık anında; hiç kimse, iki kişi arasında hakemlik yapmamalıdır. Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz; sevindiriniz, nefret ettirmeyiniz. Komşusu aç iken, kendisi tok yatan bizden değildir. Müslüman, diğer Müslümanların; elinden ve dilinden sâlim olduğu kimsedir. Müslümanlık, güzel ahlâktan ibarettir. Mütevâzı olanı Allah yüceltir, kibirli olanı Allah alçaltır. Ne mutlu o kimseye ki; ayıbı başkasının ayıplarıyla uğraşmaktan, kendisini alıkoyar. Sözünde durmak, ahdini yerine getirmek îmandandır. Ya öğretici ol, ya öğrenen ol, ya dinleyen ol. Sakın dördüncü olma. Zulümle bir şey elde eden bizden değildir. |
Hz.Muhammed (s.a.v)’in Kronolojik Hayatı…
K R O N O L O J İ
M.S. 571- Fil Olayı. Habeşistan’ın Yemen Valisi Ebrehe, Kâbe’ye saldırdı.
20 Nisan 571- İnsanlığın en büyük önderi Hz Muhammed (s.a.v.) doğdu.
575 – Dört sene süt annesi Halime’nin yanında kaldıktan sonra ailesine dönüşü.
576 – Annesi Amine ve hizmetçileri Ümmü Eymen ile birlikte Medine’ye gidip babasının mezarını ziyaret etmesi ve dönüşte Ebvâ’da annesinin vefâtı.
578 – Dedesi Abdulmuttalib’in vefatı ve amcası Ebû Talib’in himâyesine girmesi.
583 – Amcası Ebû Talib’le Suriye’ye ticaret kervanıyla gitmesi ve Busra’da Bahîra’nın, bu genç çocuğun beklenen son Peygamber olabileceğini sezmesi.
588 – Diğer amcası Zübeyr ile Yemen seyahati.
591 – Kureyş-Hevâzîn arasında dört yıl süren Ficar harbinde tarafsız kalması ve Hılf’ûl Fudûl Cemiyeti’ne girmesi, bununla hep iftihar etmesi.
595 – Hz. Hatice’nin kervanını Şam’a götürmesi, Meysere’nin Hz. Muhammed’e hayranlığı.
596 – Hz. Hatice ile evlenmesi, Ebû Talib’in nikâh töreninde konuşması.
598 – Oğlu Kasım’ın doğması. (Kendisine Ebul Kasım denilmesi).
599 – Hz. Ali’nin doğması.
600 – Kızı Zeyneb doğdu,
604 – Kızı Rukiye doğdu,
608 – Kızı Ümmügülsüm doğdu.
608 – Muhammed’ül Emîn denilen Hz. Muhammed’in Kâbe hakemliği.
610 – Hira mağarasında (Ramazan ayında Kadir Gecesi’nde) ilk vahyin gelişi, peygamber oluşu. En yakınlarını İslâm’a davet etmesi. Hz. Hatice, Hz. Ebubekir,Hz. Ali ve Hz. Zeyd’in müslüman olmaları. *Kızı Hz. Fatıma’nın doğumu.
613 – Üç yıl gizli davetten sonra Safâ Tepesi’ne çıkıp açıktan davete başlaması.
615 – Müşriklerin ağır baskıları üzerine Hz.Ömer liderliğindeki 14 müslümanın Habeşistan’a hicreti. Putperest müşriklerin zulüm ve işkencelerini iyice artırmaları üzerine müslümanların Dâr’ul Erkam’a sığınmaları.
616 – Hz. Hamza ve Hz.Ömer’in müslüman olmaları.
- İran Hükümdârı Perviz’in, Suriye ve Mısır’ı zabtetmesi.
617 – Hz. Ali’nin ağabeyi Cafer- i Tayyar liderliğindeki (13 kadın, 77 erkek) 90 müslümanın ikinci Habeşistan hicreti. Müşriklerin muhacirleri geri istemesi.
- Habeş Necâşî’sinin, Hz. Câfer’in okuduğu ayetlerden etkilenerek, bunu reddetmesi.
- Kureyş kabilesinin Haşimoğulları’yla münâsebeti keserek boykot ilanı.
619 – Kureyş’in üç senelik ablukayı kaldırması. Hz. Hatice ve hemen peşinden Ebû Talib’in vefatı. Müslümanların sevinçle üzüntüyü bir arada tatması (Hüzün Yılı).
620 – Peygamberimizin İslâm’a davet için Taif’e gitmesi. Ağır hakaretlere uğrayarak Mut’im bin Adiy himâyesinde geri Mekke’ye dönmesi.
- İsrâ ve Mi’rac Olayı. Allâhu Zülcelâl’in Peygamberimizi onurlandırması.
- Peygamberimizin hac münâsebetiyle dışarıdan gelen yabancılarla görüşmesi.
- I. Akabe Biatı. Medineli (Yesribli)12 kişinin müslüman olması. Beş vakit namaz farz kılındı.
621 – II. Akabe Biatı. Peygamberimiz geçen yıl Medinelilere İslâm’ı ve Kur’an’ı öğretmek için Mus’ab b. Umeyr’i göndermişti. Mus’ab’ın gayretiyle 75 kişilik Evs ve Hazreçli, Peygamberimizle gizlice buluştu, O’nu Medineye davet etti.
622 – Hz. Muhammed’in, dostu Hz. Ebû Bekir’le Mekke’den Medine’ye hicreti. Hicrî takvimin başlangıcı.
- Rasûlullah’ın Kuba Mescidi’ni yaptırması. Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldırması ve ilk hutbeyi okuması. Neccâr oğullarının Rasûlullah’ı Medineye götürmesi.
- Ebû Eyyûb el Ensârî’nin evinde 7 ay misafir kalması.
- Muhacirlerle Ensar arasında kardeşliğin kurulması.
- Mekke’de nişanlandığı, Hz. Ebubekir’in kızı Hz. Aişe ile evlenmesi.
- Bizanslıların Suriye ve Mısır’ı İran’dan (Sâsânîler’den) geri alması.
623 – Medine’de Mescid-i Nebevî’nin ve Hâne-i Saâdet’in yedi ayda inşâsı.
- Ezanın meşrû kılınması. İlk nüfus sayımı.
- Mescidin önünde fakirleri barındırmak için Suffa yapılması.
- Kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan, Mekke-i Mükerreme’deki Kâbe-i Muazzama’ya çevrilmesi.
- Müslümanlarla Yahudiler arasında vatandaşlık antlaşması.
- Medine İslam Şehir Devleti’ nin ilk anayasasının hazırlanması.
- Medine Şehir (site) Devleti’nin kurulması. Yönetimin başına Allah Rasûlünün geçmesi.(Müslümanlar hicretle; ezilen horlanan bir cemaatten devlete geçmişlerdi. Hz. Muhammed (s.a.v.) Mekke’de yalnızca bir peygamberdi. Şimdi ise hem peygamber, hem de bir devlet başkanı idi).
- Cihada izin verilmesi.
624 – İslam’da ilk harb olan şanlı Bedir zaferi ve küfrün elebaşısı Ebû Cehil’in öldürülüşü (Yerine Ebû Süfyan’ın geçmesi).
- Ramazan orucunun ve zekâtın farz kılınışı. İlk bayram namazı.
- Peygamberimizin kızı ve Hz Osman’ın hanımı Rukiye’nin vefatı.
- Peygamberimizin kızı Hz. Fatma ile Ebû Talib’in oğlu Hz. Ali’nin evlenmesi.
- Yahudilerin müslümanlara karşı düşmanca harekete başlamaları, münâfıkların türemesi.
625 – Uhud harbi, Hz. Hamza’nın şehid olması.
- Hz. Hasan’ın doğumu (Ramazan ayında)
- Peygamber Efendimizin Hz. Ömer’in kızı Hafsa ile evlenmesi.
- Reci’ vak’ası: İslâm’a davet için çevre kabilelere gönderilen muallimlerden dördünün şehid edilmesi, Zeyd ve Hubeyb’in Mekkeliler’e satılması ve şehid edilmesi.
- Bi’r-i Maûne faciası: Necid’e gönderilen 70 muallimin şehâdeti.
- Benî Nâdir Gazvesi: Şımaran Yahudilerin sürgün edilmesi.
- Hz. Hüseyin’in doğumu. (Şaban ayında)
- Tercüme işlerinde Yahudilere güven kalmadığından Hz. Peygamberin Zeyd b. Sabit’e İbrânice öğrenmeyi emretmesi.
626 – Dûmetü’l Cendel Gazvesi. Suriye’de toplanan eşkıyalar dağıtıldı.
- Peygamberimizin Ümmü Seleme ile evlenmesi.
- İçki ve kumarın haram kılınması.
627 – Hendek (Ahzab) Harbi: Medine’yi kuşatan müşriklerin perişan olmaları.
- Hendek harbinde hainlik eden Benî Kureyza Yahudilerin cezalandırılmaları.
- Peygamberimizin, halasının kızı Cahş kızı Zeyneb’le evlenmesi.
- Müreysî (Benî Mustalık) Gazâsı: Bu kabile Medine’ye saldırmak istediğinden susturuldu. Dönüşte ifk (Hz. Aişe’ye iftira) dedikodusu yayıldı.
- Teyemmüm meşrû kılındı.
628 – Hudeybiye Antlaşması. Bazı şartları ağır görülen bu antlaşma müslümanlar için siyâsî bir zaferdi. Çünkü, bu antlaşma ile Mekke müşrikleri İslam Devleti’ni resmen tanımış oluyorlardı. 10 yıllık ateşkes süresi içinde Peygamberimiz (s.a.v.) Kureyş tarafından emîn olarak tebliğ faaliyetlerini rahatça sürdürebilecekti. Bu sayede zamanın hükümdarlarını İslâma davet fırsatını buldu. Mektuplar göndererek onları İslâm’a çağırdı. (Bizans İmparatoru Heraklius’a, İran Kisrâsı Perviz’e, Mısır Azîzi Mukavkıs’a, Habeşistan Necâşîsi’ne, Yemen Vâlisi Bâzân’a, Bahreyn, Umman, Dımeşk (Şam) ve Yemâme emirlerine elçiler ve mektuplar gönderdi. Yemen Vâlisi, Bahreyn ve Umman emîri, Habeş Necâşîsi (gizli) Müslüman oldu. Heraklius ile Mukavkıs elçilere iyi davrandı.)
- Hayber’in Fethedilmesi. Hz. Ali’nin dillere destan kahramanlıklar göstermesi, Yahudilerin baş cengâveri (savaşçısı) Merhab’ı bir hamlede yere sermesi.
- Fedek Yahudileri’nin vergiye bağlanması.
- Bir Yahudi kadının Hz. Muhammed’i (zehirli etle) zehirleme girişimi.
- Peygamberimizin Hz. Safiyye ile evlenmesi.
- Mut’a nikâhının yasaklanması.
- Mekke’den Habeşistan’a göçmüş olan müslümanların Câfer-i Tayyar başkanlığında Medine’ye dönmeleri. Necâşi tarafından Peygamberimize gıyaben nikâhlanan Ümmü Habibe vâlidemiz de bu kafiledeydi.
- Bizans-İran savaşı. İran’da müthiş veba salgını.
629 – Hudeybiye Antlaşması hükümlerine göre müslümanların Kâbe’yi ziyaret etmeleri (Umret’ül Kazâ).
- Halid bin Velid ve Amr İbnü’l As’ın müslüman olup Medine’de müslümanlara katılması.
- İran’ın Yemen Vâlisi Bazan’ın Müslüman oluşu.
- Mu’te Harbi. İslam sancaktarı Zeyd bin Hârise, Cafer-i Tayyar ve Abdullah bin Revâha’nın peşi peşine şehit olmaları. Halid bin Velid’in askerî dirâyeti sayesinde üç bin kişilik İslam ordusunun, yüz bin kişilik Bizans ordusuna zor anlar yaşatması ve ordunun fazla zâyiat vermeden geri çekilmesi. Mu’te Savaşı, Suriye’de müslümanların Bizans’la ilk karşılaşması idi.
- Zâtu’s-Selâsil Olayı’nda Amr İbnü’l As’ın kumandanlık etmesi.
630 – Mekke’nin Fethi, Kâbenin putlardan temizlenmesi.
- Ebû Süfyan ve oğlu Muaviye’nin Müslüman oluşu.
- Huneyn Gazâsı ve Evtas Savaşı.
- Taif’in muhasarası, putlarının Ebû Süfyan ve Mugîre’nin eliyle yıkılması.
- Savaş esirleri arasında (Halime’nin kızı) süt kardeşi Şeymâ’yı görünce serbest bırakması ve Hevâzîn heyetine bütün esirlerin serbest bırakıldığını bildirmesi.
- Savaş ganimetlerinden müellefe-i kulûba (kalpleri islâma ısındırılacak olanlara) hisse verilmesi.
- Çevredeki bazı Arap emirliklerine elçiler göndermesi.
- Kasîde-i Bürde şairi Kâ’b bin Züheyr’in Peygamberimizin huzuruna gelerek “Bânet Suâdü” diye başlayan meşhur kasîdesini okuması ve “Peygamber etrafı aydınlatan bir meşaledir, her fenâlığı kökünden kazıyan Allah’ın kılıçlarından biridir” beytini söyleyince Efendimizin çok memnun olması ve Hırka-i Şerîf’ini hediye etmesi.
- Kızı Hz. Zeyneb’in vefatı. Eşi Mâriye’den oğlu İbrahim’in doğumu.
- Mescid-i Nebevîde üç basamaklı bir minber yapılması.
- Tebük Seferi. Peygamberimizin son gazâsı. Bir çatışma olmadı ama çok zor şartlar altında dünyanın en büyük devleti olan Bizans’a karşı 30 bin kişilik bir ordunun gönderilebilmesi askerî ve siyâsî bir zaferdir.
- Münafıkların Tebük Seferi’ne katılmaktan kaçınmaları ve toplandıkları fesat yuvası Mescid-i Dırar’ın yıktırılması.
- Sulh ve sükûn devresi. Elçiler yılı (Senetü’l Vüfûd). 70 kadar kabileye heyetler ve muallimler gönderilmesi, bütün kabilelerden gelen heyetlerin Müslüman olduklarını arz etmeleri.
- Sevgili oğlu İbrahim’in vefatı. Necâşî için gâib namazı kılması.
631 – Hz. Ebubekir’in hac emirliği.
632 – Peygamberimizin Vedâ (ilk ve son) Haccı ve yüz bini aşkın Huccâc’a verdiği “Vedâ Hutbesi”.
- Müslümanlığın hemen hemen bütün Arabistan’a yayılması. (M. Hamîdullah’ın tahminine göre müslümanların sayısı bu sırada 400. 000 idi.)
- Peygamberimizin Bakî Mezarlığı’na esrârengiz bir ziyaret yaparak âhirete göçmüş mü’minleri selamlaması ve şehidlere duası.
- Vefâtından üç gün önce Hz. Ali ile Fahd’a dayanarak mescide gelip cemaata namaz kıldırması, ashâbına hayır temennîleri ve son tavsiyelerde bulunması.
8 Haziran 632Rasulullah’ın vefatı ; Fânî âlemden ebedî âleme göç etmeleri ve ruhunun Refîk-i A’lâ’ya (Yüce Dost’a) yükselişi.
bugün ALLAH için ne yaptın…
Haziran 27, 2011 by gozde
Filed under Günün Sözü, islami
ALLAH insanların kalbini kısa günde kırk kere yoklar…
İşte çocukları ahlaklı yapmanın yolları
İşte çocukları ahlaklı yapmanın yolları
Çocuklar anne-babayı örnek alıyor, ya siz kimi örnek alıyorsunuz?

Sizin örnek almadığınızı çocuklarınız da rol model almaz. Bu nedenle “Çocuklarımın Peygamberimiz’i sevmesini, O’nu örnek almasını istiyorum.” diyorsanız kıldığınız namazdan ettiğiniz duaya, insanî ilişkilerinizden sözlere kadar dikkatli olmalısınız.
Çocuklar anne ve babalarını model alır. Peki, anne-babalar hayatlarında kimi model alır?
Anne-babalar, en güzel ahlak üzerine yaratılmış olan Allah’ın sevgili kulu Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i (sas) örnek alırlar mı? O’nun sünnetlerine uyanların hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olacağını biliyorlar mı? Çocuklarının kendisini keşfetme yolculuğunda yol gösterici rehber olarak Peygamber Efendimiz’i anlatıp, “O”nu tanıtıp, Peygamber sevgisini verme gayret ve çabasına giriyorlar mı?
İnsan tanıdığını ve bildiğini sever. Ve ancak Peygamber davranışlarıyla kendi hayatının anlamını bulmuş olur. 20′li yaşlara kadar kişilik gelişiminin devam ettiğini düşünürsek Peygamber Efendimiz’i anlatma ve tanıtma tarzını 3 ayrı dönemde inceleyebiliriz.
İLK 7 YIL
7 yaş öncesi anne-babayı model alma, taklit etme ve oyun dönemidir. Bu dönemde rolümüz; Peygamber Efendimiz’i örnek alarak, sünnetlerine uyarak kendi hayatına geçirmeye çalışan bir anne-baba modeli olmalıdır. Okulöncesi dönemde çocuklar anne-babasının sözlerinden çok davranışlarını zihinlerine kaydeder. Anne-babasının saygıyla kıldığı namazları, ağlayarak yaptığı dua ve yakarışları, yaşadığı sıkıntı karşısında gösterdiği tevekkül ve sabrı, komşusuna yaptığı iyilikleri, tebessümü, alçakgönüllülüğü ve tüm ahlaki değerleri davranışsal gözlem ile öğrenirler. Davranışlarımız düşüncelerimizi yansıtmıyorsa; samimi, ciddi, hassas davranamıyorsak çocuğumuza hakiki model olarak Peygamber Efendimiz’i (sas) ne kadar anlatsak da sünnetleri hayatına geçirmesinde etkili olamayız.
7-14 YAŞ
7 yaşından sonra Peygamber Efen-dimiz’i sevmesi için çocuğumuza sürekli O’ndan (cc) bahisler açmalı, onun ve arkadaşlarının hayatlarını da merakını uyandıracak şekilde hikâyelerle anlatmalı, onları tanıtmalıyız. Bu yaşlarda çocuğa anlatım biçimimiz şöyle olmalıdır: “Biz Allah’ımızı, bizi yaratanı çok seviyoruz. O’nun da bizi sevmesi için O’nun sevdiği tarzda davranacağız. O’nun sevdiği tarz ise Peygamber Efendimiz’e benzemektir. O’na benzemek demek O’nun gibi davranmak anlamına gelir. Peygamber Efendimiz gibi davranırsan kendini çok iyi hissedecek, mutlu olacaksın. Hem kalbin de nurla dolacak. Bak Kur’an-ı Kerim’de Allah demiş ki: “Peygamber Efendinize uyun ki Allah da sizi sevsin.” Peygamber Efendimiz’e uyar, O’nun gibi davranırsak, Allah seni daha da çok sevecek, zaten seviyor da… Çünkü O çocukları çok sever…”
İlköğretim dönemindeki rolümüz anlatma ve tanıtımın yanında, davranışlarını Peygamber Efendimiz’in davranışları ile bağdaştırma, “sınırlama/disipline etme” de olmalıdır. Çocuğumuzun davranışlarına sünnete uygun belli sınırlar getirebiliriz. (Her çocuğun olgunluk seviyesi farklıdır. Kendini disipline etmekte zorlanmayan çocuklar için 5 yaş itibarıyla da davranış üzerinden Peygamber Efendimiz’e benzeme motivasyonu verilebilir. Davranışlarını kontrol etmekte zorlanan çocuklara sık tekrarların yapılması uygun olmayabilir.) Çocuk yanlış bir davranışta bulunduğunda, mesela arkadaşına vurduğunda, küfür ettiğinde “Biz böyle davranamayız. Bak O öyle davranmazmış, kendisi için öfkelenmez, haksızlık karşısında sadece Allah için kızar ve kimseye de kötü söz söylemezmiş.” denilebilir. Veya bir kediye taş attığında “O hayvanlara eziyet edenleri sevmezmiş!” şeklinde uyarılabilir. Güzel bir davranışta bulunduğu zaman, mesela arkadaşına yardım ettiğinde de “Eminim O şimdi çok mutlu oldu senin yardımseverliğinden! ” diyebiliriz. “O” elbisesinin temiz olmasına dikkat eder, dağınıklığı sevmezmiş; arkadaşları üzüldüğünde onları teselli eder, birisi kendinden yardım istediğinde hayır demez, iyilikleri de asla unutmazmış; hediyeleşmeyi sever; şakadan bile olsa yalan söylemezmiş; kibar, nazik ve saygılıymış… Bu hatırlatmalarla çocuk, Peygamber Efendimiz’i örnek alarak doğru davranışı yerleştirme çaba ve gayretine girecektir. Ve “Hayatın boyunca “O”na benzemeye çalışmalısın!” diyerek de evladımıza rehber sunmuş oluruz. Sünnete hem uyacak hem de yolunu kaybettiğinde, kafası karıştığında “O nasıl davranırdı?” diye araştırmaya koyulacak, “Acaba ben yanlış mı yaptım, yanlış mı davrandım?” deyip vicdan muhasebesi yapacak ve sünnetullaha sarılmak isteyecektir. Sarıldıkça da ruhsal olarak rahatlayacak endişe, sıkıntı ve vesveselerden kurtulacaktır.
ERGENLİK DÖNEMİ (14-21 YAŞ)
Ergenlik döneminde ise zorlamadan sabırla yön vermeye devam etmelidir. Bu dönemde rolümüz “O” ve seni “Yaradan bu davranışından razı olmadı, sen bilirsin!” şeklinde uyarmak olmalıdır. Anne-babanın ciddiyeti, geçmişte onun hafızasında kayıtlı olan sünnete uygun davranışları ona uzanmış bir el ve rehber olacak ve onu elinden tutup hem ergenliğin hem yetişkinliğin zorlu dönemlerinde tehlikelerden koruyacaktır.
Namazlardan sonra neden aşir okunur?
Namazlardan sonra neden aşir okunur?
Kur’an-ı Kerim’in her bir sûre ve âyeti büyük bir kıymete sahiptir.

Kur’an-ı Kerim’in her bir sûre ve âyeti büyük bir kıymete sahiptir. Ancak bazı sûre ve âyetler var ki, Kur’an-ı Kerim ve Resulullah (sas) onların faziletlerine ayrıca vurgu yapıyor. Özellikle de ‘Hüvallahüllezi’, ‘Âmenerrasûlü’ sevap ve faziletleri fazla olan ayetlerdir. Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Davut Aydüz, bunlara ilaveten ‘Lekad Sadakallahü’, ‘İnne li’l-Müttekîne’ ayetlerinin de namazlardan sonra okunması gerektiğini söylüyor
Namazlardan sonra okunacak bazı ayetleri, Peygamberimiz (sas) bizzat kendisi tavsiye ediyor. Sabah ve akşam namazlarından sonra Hüvellahüllezi, yatsı namazından sonra da Âmenerrasûlü ayetlerini okumanın faziletlerine dair birçok hadis-i şerif var. Cemaatle kılınan namazlarda da imamlar namazın akabinde genellikle bu ayetleri okur. Namazlardan sonra okunan âyetlere aşir denildiğini ifade eden Aydüz, Âmenerrasûlü ve Hüvellahüllezi ayetlerinin ayrıca namaz dışında da okunması gerektiğini dile getiriyor. Aydüz, Hüvellahüllezi ayetlerinin ölümden başka her derde şifa olduğunu ifade ediyor.
Davut Aydüz, ‘Lekad Sadakallahü’ ayetinin öğle, ‘İnne li’l Müttekîne’ ayetinin ise ikindi namazından sonra okunması gerektiğini belirtiyor. Aydüz, bu ayetlerin faziletine dair hadis-i şerif nakledilmemiş ise de, sûrenin genelinin fazîletiyle ilgili birçok hadis rivayet edildiğini söylüyor. AyrıcaBediüzzamanSaid Nursi Hazretleri’nin bu ayetleri öğle ve ikindi namazlarının akabinde okuduğunu ve tavsiye ettiğini dile getiriyor.
Âmenerrasûlü: Bakara Sûresi’nin son iki ayeti
Bu iki ayet Miraç hediyesidir. Bakara Sûresi’nin son iki ayetini geceleyin kim okursa o iki ayet ona kâfi gelir. (Buharî, Fedâilu’l-Kur’ân 10)
Peygamber Efendimiz’e (sas) miraçta üç hediye verilmiştir: Beş vakit namaz, Bakara Sûresi’nin son iki ayeti, ümmetinden Allah’a şirk koşmadan ölenlerin büyük günahlarının bağışlanacağı müjdesi. (Müslim, Îman, 279) Allah, arz ve semâvâtı yaratmazdan iki bin yıl önce birkitapyazdı. O kitaptan iki ayet indirip onlarla Bakara Sûresi’ni sona erdirdi. Bu iki ayet bir evde üç gece okundu mu artık şeytan o eve yaklaşamaz. (Tirmizî, Sevâbu’l-Kur’ân 4)
Peygamber Efendimiz (sas), bu âyetteki dualarla dua ettiği zaman, Allah tarafından ‘peki yaptım’ buyurulmuştur. (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 3)
Hüvallahüllezi: Haşr Sûresi’nin son üç ayetidir.
“Kim sabahleyin üç kere eûzu besmele çektikten sonra Haşr Sûresi’nin sonundaki üç ayeti okursa, Yüce Allah onun emrine yetmiş bin melek verir. Onlar akşama kadar o kişiye dua ve istiğfar ederler. Eğer o gün ölürse şehit olarak vefat etmiş olur. Her kim de akşam aynı şekilde okursa onun durumu da (sabah okuyan kimsenin ki) gibidir.” (Tirmizî, Fedâil, 22)
Allah’ın İsm-i A’zam’ı (en yüce ismi) Haşr Sûresi’nin sonundaki altı ayettedir. (Ali el-Müttekî, Kenzu’l- Ummâl)
Lekad Sadakallâhü: Fetih Sûresi’nin son 3 ayetidir
Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Bir kimse Fetih Sûresi’ni okursa, Mekke fethinde Resulullah ile beraber bulunmuş gibi sevap kazanmış olur.” (Tefsiru Ebussuud).
Hz. Ömer (ra), Resulullah’ın (sas) şöyle dediğini rivayet eder: “Dün gece Bana öyle bir sûre vahyedildi ki o, Benim için, bütün dünyadan ve dünyada olan her şeyden daha sevimlidir. O sûre ‘innâ fetehnâ… sûresidir.” (Buharî, Tefsir, 48/1)
İnne li’l Müttekîne: Nebe Sûresi’nin son on ayetidir
Kim Nebe’ Sûresi’ni okursa, Allah kıyamet gününde ona soğuk bir meşrubat içirir. (Zemahşeri; Beyzavi; Ebussuud)
Kim Nebe Sûresi’ni ikindi namazından sonra okursa Allah onun rızkını genişletir. Ona dünya dağları ağırlığınca iyilikler yazılır. Kıyamet günü Yüce Allah her bir kulunu nurlu kılar. Dünyadan cennetteki makamını görmeden de çıkmaz.
Zeynep Kaçmaz
Kuran okumayı bilmiyorum ama öğrenmek istiyorum nasıl öğrenmeliyim?
Kur’an okumayı biliyor musunuz?Bilmiyor musunuz?Öğrenmeye ne dersiniz?Çok mu zor diyorsunuz?Hayır,emin olun hiç zor değil.Hatta hiçbir lisanı bu kadar kısa sürede okuyamazsınız.Allahu Teâla Kuran’ını kulları için çok kolaylaştırmış.Önce ön yargılarımızdan kurtulmamız gerekiyor.Çok zor,yapamam,edemem gibi düşünceleri bir tarafa bırakmamız gerekiyor.Rabbim yardım eder,kolay olur inşallah demek daha güzel olmaz mı?Siz Rabbimin yolunda olursunuz da Rabbim size yardım etmez mi zannediyorsunuz?Kuran okuyanlar pek çok sevap alırken,ahiretlerini mamur ederken,ahiret azıklarını,sevapları toplarken siz neden kendinizi bu ganimetten mahrum ediyorsunuz?Kuran okunan yere melekler,gelir şeytanlar orayı terk ederken,evinizi,kalbinizi,ev halkını Kuran’ın nurundan neden mahrum bırakıyorsunuz?
Şimdi nasıl öğrenebilirsiniz,nereden öğrenebilirsiniz gelin beraberce alternatifleri gözden geçirelim:
1-Bir Kuran kursuna yazılabilirsiniz.
2-Kuran okumayı bilen bir arkadaşınızdan size öğretmesini rica edebilirsiniz.
3-Kuran öğreniyorum setlerinden alıp evde cd yoluyla öğrenebilirsiniz.
4-Bazen yanımızda olan nimetleri es geçebiliyoruz.Evin içinde Kuran okumayı bilen varsa bu nimetten faydalanmayı ihmal etmeyin.Bu kişi sizin minicik evladınız bile olabilir.
5-Kuran elif-ba’sı alarak evde kendi kendinize öğrenmeyi deneyebilirsiniz.
6-İnternetten Kuran öğrenebileceğiniz siteleri araştırabilirsiniz.
7-Hiç biri size uymuyor mu?O zaman bu sayfada vereceğimiz Kuran harflerini ezberleyin.Yazıcınız varsa sayfanın çıktısını alın ve elinizden düşürmeyin.Ezberledikten sonra ikinci adımı talep ederseniz,bu yolla devam etmek isterseniz, bu yazıya yorum bırakarak bildirin,ikinci sayfayı da yayınlarız inşallah.Hikayeler bölümüzdeki “Kur’an’ın Gücü,Hikaye N.F.K”adlı hikayeyi okumanızı da tavsiye ederim.
Bu konuyu ertelemeyelim kardeşlerim.Yarına çıkacağımızın ne garantisi var.Herşeyi sonraya bırakarak şeytana bayram ettiriyoruz.
Haydi,Eûzü Besmelemizi çekelim ve bu hayırlı yola adımımızı atalım inşallah.Allah yardımcınız olsun,kolaylıklar nasip etsin.
Allah’a emanet olunuz.


