Ve o sayfa, şok bir kararla kapatılıyor!

Temmuz 21, 2011 by admin  
Filed under Manset

Google Maps ve daha pek çok ses getiren Google hizmetini önce hep oradan öğrendik; orası sayesinde denedik. “Google şimdi ne yapacak?” sorusunun cevabını hep orada aradık. Evet doğru tahmin ettiniz; Google Labs’ten bahsediyoruz. İşte bu Google efsanesi, kısa bir süre sonra tarih olmaya hazırlanıyor. Google, yaptığı resmi açıklama ile, Google Labs’i kapatmaya hazırlandığını duyurdu.

Google’ın resmi blog’unda açıklama yapan Bill Coughran, Googl Labs’in kapatılma kararını duyuran ilk isim oldu. Açıklamada Googl Labs’te var olan tüm “deneysel çalışmaların” sona ereceği söylendi. Ama bu, Google’ın yeni projeler geliştirmeyeceği anlamına gelmiyor. Zira internet devi, yeni projeleri için muhtemelen Google+’ta izlediği yola benzeyen bir yol takip edecek.

Aziz Yıldırım Adliyede

Temmuz 9, 2011 by PrenS  
Filed under Manset

Futbolda şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında savcılık sorgusunun ardından nöbetçi mahkemeye çıkarılması öncesinde rahatsızlanarak Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım buradan alınarak tekrar adliyeye getirildi.

Hastanenin ”Acil” giriş kapısına, Yıldırım’ın çıkarılmasından 40 dakika önce bir ambulans getirildi ve polis güvenlik önlemlerini yoğunlaştırdı.

Saat 08.35′te Aaziz Yıldırım basın mensuplarının beklediği ana kapı yerine arka kapıdan Organize Suçlarla Mücadele Şube ekiplerince alınarak Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

Öte yandan, Yıldırım’ın hastaneden çıkarılışı sırasında, hastanede bekleyen Fenerbahçe taraftarları ”Aziz Başkan” şeklinde tezahüratta bulundu.

Ambulansın getirildiği kapıya Fenerbahçeli taraftarların birikmesi nedeniyle de hasta giriş çıkışlarında zorluk yaşandı. Taraftarlarla basın mensupları arasında da önceki günlerde olduğu gibi zaman zaman gerginlik yaşandı.

Bu arada, hastane çevresindeki bazı evlere Aaziz Yıldırım a destek için Fenerbahçe bayrakları asıldığı dikkat çekti.

HAKİM KARŞISINDA
Aaziz Yıldırım’ın, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki sorgusu başladı.

Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu…

Şubat 28, 2011 by ebruli  
Filed under Manset

Amerikan Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisinin 83. Oscar ödüllerinde en iyi film ödülünü alan “Zoraki Kral”, yönetmen ve en iyi erkek oyuncu dahil dört dalda ödül getirdi.

Akademinin Los Angeles’taki Kodak Tiyatrosunda düzenlediği 83. Oscar töreninde, en iyi yönetmen ödülünü İngiliz Tom Hopper, “Zoraki Kral” filmiyle kazandı.

En İyi Kadın Oyuncu ödülü, “Siyah Kuğu” filmindeki rolüyle Natalie Portman’a, En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ı da “Zoraki Kral” filmindeki rolüyle Colin Fith’e verildi.

En iyi kadın ve erkek oyuncu ödüllerini alan 29 yaşındaki İsrail asıllı Amerikalı oyuncuPortman ile geçen yıl da aynı kategoride aday olan Fith, bu yılki Oscar ödülü için dallarındaki en güçlü adaylar olarak değerlendiriliyordu.

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü “Dövüşçü” (Fighter) filmindeki rolüyle Melissa Leo’ya, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü de yine “Dövüşçü” filmindeki rolüyle Christian Bale’e verildi.

En İyi Yabancı Filmi Ödülü’ne Danimarka’dan “In a Better World”ün (Daha İyi Bir Dünyada) layık görüldü.

En İyi Özgün Senaryo Ödülü ”Zoraki Kral” En İyi Uyarlama Senaryo Ödülü “Sosyal Ağ”, filmlerine verilirken, En İyi Animasyon Filmi Ödülü’nü “Oyuncak Hikayesi 3″, En İyi Sanat Yönetmeni Ödülünü  “Alice Harikalar Diyarında” ile Robert Stromberg ile Karen O’Hara kazandı.

En İyi Belgesel Ödülü’nü de siyaset bilimi doktorası olan yönetmen Charles Ferguson’un, Büyük Buhran’dan sonra dünyadaki en ağır mali krizle ilgili olarak finansal kurumların suçlandığı, “İç İşler” (Inside Job) filmi kazandı.

En iyi 4 oyuncu

‘The King’s Speech’ ile birlikte en güçlü favori konumunda olan ‘The Social Network/ Sosyal Ağ’ sadece ‘En İyi Uyarlama Senaryo’ ve ‘En İyi Müzik’ dallarında ödüle ulaştı.

En fazla adaylık sahibi filmlerden ‘True Grit’ ’0′ çekerken, Inception aday olduğu teknik dalların hepsinde ödülü kazandı.

En İyi Yardımcı Oyuncu dallarında da sürpriz olmadı. ‘The Fighter’daki performanslarıyla Christian Bale ve Melissa Leo ödüle ulaşan isimler oldu.

‘Yabancı Film’ kategorisinde Biutiful’un kazanması beklenirken ödül ‘In a Better World’ ile Danimarka’ya gitti.

İşte kategoriler ve Oscar’ı kazananlar:

En İyi Film: The King’s SpeechEn İyi Yönetmen: Tom Hooper (The King’s Speech)En İyi Erkek Oyuncu: Colin Firth “The King’s Speech”En İyi Kadın Oyuncu: Natalie Portman “Black Swan” En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale (The Fighter)En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Melissa Leo (The Fighter)En İyi Uyarlama Senaryo: The Social Network, Aaron SorkinEn İyi Orijinal Senaryo: The King’s Speech: David SeidlerEn İyi Görüntü Yönetimi: Inception – Wally PfisterEn İyi Sanat Yönetmeni: Alice in Wonderland – Robert Stromberg, Karen O’HaraEn İyi Animasyon: Toy Story 3En İyi Animasyon (Kısa Metraj): The Lost ThingEn İyi Müzik: The Social Network, Trent Reznor ve Atticus RossEn İyi Şarkı: Randy Newman, If I Rise – 127 HoursEn İyi Görsel Efekt: Inception, Paul Franklin, Chris Corbould, Andrew Lockley ve Peter BebbEn İyi Kurgu: The Social Network Angus Wall ve Kirk BaxterEn İyi Ses Miksajı: Inception, Lora Hirschberg, Gary A. Rizzo ve Ed NovickEn İyi Ses Montajı: Inception, Richard KingEn İyi Makyaj: The Wolfman, Rick Baker ve Dave ElseyEn İyi Kostüm: Alice in Wonderland, Colleen Atwood

Sanal alemde çocuklara tuzak

Aralık 14, 2010 by admin  
Filed under Manset

Sanal alemde çocuklara tuzak
STARTEK Lüksemburg’ta düzenlenen uluslararası ”Güvenli İnternet Formu”nda sanal alemde çocuklara yönelik tehdit sıralamasında, sohbet ve sosyal paylaşım sitelerindeki ”kriminal suçlular” liste başında yer aldı.

Avrupa Birliği’nin (AB) Güvenli İnternet Programı (Safer Internet Programme-SIP) tarafından düzenlenen toplantıda, çocukların ”online” ortamda karşı karşıya kaldığı riskler ile söz konusu tehditlerle mücadele yöntemleri masaya yatırıldı.

Çeşitli ülkelerde yapılan araştırmalar ışığındaki değerlendirmede, internet üzerinden çocukları istismar etmeye çalışan kötü niyetli kişilerin karakterleri ve davranışlarına dikkat çekilerek, tehlikenin boyutları vurgulandı.

Sosyal paylaşım siteleri veya sohbet odalarında sörf yapan bazı kişilerin ”kriminal sabıkalılar” olduğunu bildiren uzmanlar, çocukların sanal alemde nasıl tuzağa düşürüldüğünü ayrıntılarıyla anlattı.

-ÇOCUKLARA ”FOTOĞRAFLI” TUZAK-

Çocukların genellikle odalarında bulunan bilgisayar aracılığıyla internete bağlandığını ve saatlerce tek başına sanal alemde vakit geçirdiklerini belirten uzmanlar, bu süre içinde Facebook ve Messenger gibi çeşitli iletişim kanallarında hiç tanımadığı kişilerle tanıştıklarını bildirdi.

Yapılan araştırmalarda internet kullanıcısı çocuklardan yaklaşık yüzde 35′inin yüzünü hiç görmediği kişilerle sanal alemde arkadaş olduğunun belirlendiğinin altı çizilerek, bu durumun tehlikelerine dikkat çekildi.

İnternet suçlarına ilişkin adli olaylardan yola çıkan bilişim uzmanları, çeşitli suçlardan sabıkaları bulunan bazı kişilerin ”farklı kimlik” ve ”sahte fotoğraflar”la sanal alemde çocukların güvenini kazandığını söyledi.

Söz konusu kişilerin ağlarına düşürdükleri çocukları kısa sürede ikna ederek fotoğraflar istediği ve kimi zaman da müstehcen içerikli fotoğrafları paylaşarak tacizlerde bulundukları belirtildi. İstediği resimlere kavuşan söz konusu kişilerin, bir süre sonra çocuklardan çeşitli taleplerde bulunmaya başladığı dile getirilerek, kimi zaman bu taleplerin sınır tanımadığına işaret edildi.

Taleplere karşı konulması durumunda çocukların ”fotoğraflarını ailene gönderirim” gibi tehditlerle korkutulduğu ve bu şekilde istenilen her şeyi yapan çocukların çeşitli şekillerde istismar edildiklerinin altı çizilerek, söz konusu yöntemlerle suça itilen veya tecavüzlere uğrayan çok sayıda çocuğun varlığını gündeme taşındı.

-İNTERNET VE OYUN BAĞIMLILIĞINA DİKKAT-

Dünyanın çeşitli ülkelerinden bilişim uzmanları ile internet servisi sağlayan firma temsilcilerinin de katıldığı toplantıda sıralanan bir diğer tehdit algılaması ise ”internet ve oyun bağımlılığı” olarak gösterildi.

Çocukların internet başında geçirdiği sürelerin ”bağımlılık” derecesine ulaştığını vurgulayan uzmanlar, bu nedenle sosyal yaşamdan uzaklaştıkları, aile ve arkadaşlık ilişkilerini hiçe saymaya başladıklarını bildirdi.

İnternet ortamında geçirilen sürenin büyük bir bölümünün sosyal paylaşım siteleri ve online oyunlar olduğu vurgulanan forumda, bu oyunlardan büyük bir bölümünün çocukları şiddete yönelttiği bilgisi verildi.

Cep telefonları aracılığıyla internete mobil olarak erişen çocukların bu tehditler karşında daha da savunmasız kalacağı dile getirilirken, Avrupa ülkelerinde yaşayan çocukların internete erişim oranı ise ülkelerin durumuna göre yüzde 7 ile 79 arasında değiştiğini gösterdi.

Bu arada Facebook’un dünyadaki kullanıcı sayısının 500 milyonu geçtiğini bildiren yetkililer, aktif ”mobil kullanıcı” sayısının da 65 milyona ulaştığına dikkat çekti.

Forumda düzenlenen farklı bir oturumda ise Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde oturan aileler ile internet kullanan çocuklar, görüşlerini dile getirdi. İsveçli bir çocuğun Facebook’taki arkadaş sayısının 800′ü geçtiğini ve bunlardan ancak yüzde 30′unun tanıdığını söylemesi katılımcıları şaşkına çevirdi.

Öte yandan toplantıya katılan Microsoft’un internet güvenliği direktörü Julia Inman Grant ise dünya çapında sosyal ağlara üye olan kişi sayısının 830 milyona ulaştığını belirterek, bu rakamın her yıl yüzde 20 oranında arttığını kaydetti.

-”EN BÜYÜK GÖREV AİLELERE DÜŞÜYOR”-

Çocukların tehditlerden korunması için en büyük görevin ailelere düştüğünü kaydeden Grant, bu konuda anne ve babaların bilinçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Uzmanlar ise bu süreç içinde anne ve babaların kesinlikle çocuklarına interneti yasaklamamaları gerektiğinin altını çizerek, bilgisayar başında geçirdikleri zamana eşlik etmeleri çağrısında bulundu. Ebeveynlerden evlatlarının davranışlarını yakından izlemesi önerisinde bulunulurken, içine kapanık, tedirgin ve korkak tavırlar sergileyen çocukların bir tehditle karşı karşıya olabileceği bildirildi.

İki gün süren uluslararası forumun sonunda, konunun ciddiyetine vurgulanarak çocukların internette güvenli vakit geçirebilmeleri için gerekli yasal düzenleme ve bilinçlendirme çalışmalarına önem verilmesi istenildi.

nöropatik ağrı

Aralık 9, 2010 by admin  
Filed under Manset

Nöropatik ağrı, periferik veya santral sinir sisteminin bir kısmının zedelenmesi, fonksiyonun bozulması veya uyarılabilirliğinin değişmesi ile ilgili bir ağrıdır. Nöropatik ağrı hasardan veya oluşan hasarın şiddetinden bağımsız olarak devam edebilir ve hatta haftalar, aylar, yıllar içinde şiddetlenebilir. Bu durum nosiseptif ağrıdan çok farklıdır çünkü nosiseptif ağrı uyaran ortadan kalktıktan sonra hızla düzelir.

Giriş
Uluslararası Ağrı Araştırmaları Teşkilatı (International Association for the Study of Pain/ IASP) 1994 yılında terminolojideki karışıklıkları önlemek amacıyla yeni bir tanımlama yapmıştır. Buna göre; Nöropatik ağrı, periferik veya santral sinir sisteminin bir kısmının zedelenmesi, fonksiyonun bozulması veya uyarılabilirliğinin değişmesi ile ilgili bir ağrıdır. Nöropatik ağrı hasardan veya oluşan hasarın şiddetinden bağımsız olarak devam edebilir ve hatta haftalar, aylar, yıllar içinde şiddetlenebilir. Bu durum nosiseptif ağrıdan çok farklıdır çünkü nosiseptif ağrı uyaran ortadan kalktıktan sonra hızla düzelir.

Nöropatik ağrı nedenlerini, santral ve periferik nedenler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Periferik nöropati nedenleri
1. Travma/cerrahi/basınca sekonder hasar

2. Metabolik bozukluklar

3. Enfeksiyonlar

4. Kansere bağlı

5. Toksin/ilaç/alkole sekonder

6. Vasküler hastalıklar

7. Beslenme yetersizlikleri

Santral nöropatik ağrılar
1. Strok

2. Spinal kord lezyonları

3. Multipl skleroz

4. Tümörler

Genellikle bu grup ağrı sendromlarının en sık görülenleri diabetik nöropati, postherpetik nevralji ve CRPS olarak sıralanabilir. Nöropatik ağrı genellikle yanma, iğnelenme şeklinde olan ve hastalar tarafından rahatsız edici garip bir his olarak tarif edilir.

Nöropatik ağrı tanı ve tedavisi son yıllarda gerek klinisyenlerin, gerekse araştırmacıların en çok üzerinde durduğu ağrı sendromlarından birisi olmuştur. Bunun nedenleri:

a. Sinir sistemi zedelenmeleri sonrasında ortaya çıkan ağrı sendromlarının farkına varılması,

b. Nöropatik ağrılı hastaların tedavisinde yeterli başarı oranlarına ulaşılamamış olması,

c. Nöropatik ağrı mekanizmalarının, olası tedavi modalitelerinin çalışılabildiği ve araştırılabildiği hayvan modellerinin geliştirilmesi olarak sıralanabilir.

Nöropatik ağrıda somatosensoriyal sistemin anormal uyarılması söz konusu olduğu için ağrı spontan olarak ortaya çıkar. Buna ağrı eşiğinde düşme eşlik eder. Dolayısıyla da normalde ağrısız olan bir uyaran ağrı oluşturabilir (allodini). Uyarana karşı oluşan duyarlılık artışının hem süresi hem de amplitüdü abartılı boyutlara ulaşabilir (hiperaljezi). Nöropatik ağrı sendromları arasında en önemli grubu oluşturan diabetik nöropati periferik nöropatiler arasında tanı açısından daha kolay ancak tedavi açısından oldukça zor bir grubu oluşturmaktadır. Kesin olarak bilinmemekle birlikte diabetik nöropatinin genel olarak diabetli hastaların %50’sinde görüldüğü kabul edilmektedir. Diabette nöropati mekanizmaları ile ilgili çok çeşitli görüşler ileri sürülmesine karşın, diğer nöropatik ağrı sendromlarında olduğu gibi mekanizma kesin olarak açıklanamamaktadır. Yüksek seyreden kan şekerinin periferde fruktoz ve sorbitol artışına neden olduğu ve bu maddelerin periferik sinir hasarına yol açtığı ileri sürülmektedir. Ancak klinikte rastlanan nöropatik bulguların tümünü bu yolla açıklamak mümkün değildir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda bu hastalarda otoimmün mekanizmaların da rol aldığını göstermekte ve sinir hasarına antinöral otoantibadilerin neden olduğu öne sürülmektedir. Aynı çalışmalarda mikrovasküler mekanizmaların da etkisi, endonöral ve epinöral vasküler değişikliklerin oluşturduğu iskeminin sinir hasarına neden olduğu belirtilmektedir. Büyüme hormonu ve glikoprotein laminin gibi endokrin faktörlerin de mekanizmada rol oynadığı düşünülmektedir. Bu hasta grubunda oluşan sinir hasarının hastalıkla birlikte süreklilik göstermesi ve farklı mekanizmaların klinik tabloda rol alması, tedavide yaşanan zorlukları da açıklamaktadır.

Diabetik nöropati farklı klinik tablolar şeklinde karşımıza çıkabilmekte ve fokal nöropatiler, trunkal nöropatiler yada mikst simetrik distal nöropatiler şeklinde görülebilmektedir. Özellikle mononöropatinin diğer nöropatik ağrı sendromlarından ayırıcı tanısı zorluk göstermektedir. Farklı klinik tablolar arasında en sık görüleni mikst simetrik distal nöropatiler olup hastanın diabet varlığı biliniyorsa tanı açısından en kolay olanıdır. Klinik tablonun ağırlığı hastadan hastaya çok farklılık göstermekle birlikte bu grup hastalarda başlangıçta uygulanan koruyucu tedavi yöntemlerinin nöropatinin şiddetini azalttığı bilinmektedir.

Kronik nöropatik ağrı sendromları arasında en karmaşık olanı kuşkusuz Kompleks Rejyonel Ağrı Sendromlarıdır (CRPS). Klinik olarak iki grupta incelenen CRPS (I ve II) bir çok araştırma ve klinik yaklaşım olmasına rağmen patofizyolojisi, hastalığın seyri ve tedavisi ile ilgili birçok bilinmeyen bulunan ağrı sendromlarının başında gelmektedir. Nöropatik ağrısı ya da CRPS olan hastalarda semptomlar çok çeşitlilik göstermektedir. Hastalarda tarif edilen semptomlardan en sık rastlanan spontan yanma ve iğnelenme tarzında ağrıdır. Hastaların %69’unda ise hafif mekanik uyaranlarla (Elbisenin etkilenen bölge ile teması gibi) o bölgede hiperaljezi /allodini tespit edilebilmektedir. Hastalar ayrıca çevre ısı değişikliklerine ileri derecede hassastırlar. Klinik olarak CRPS Tip II ’de (Kozalji; Major sinir zedelenmesiyle ilişkili olan CRPS) hastaların çoğunda semptomlar nöropatiye benzer (Elektriklenme hissi, keskin ve batıcı nitelikte ağrı). Bu gruptaki hastalarda ayrıca zedelenmiş sinirin innerve ettiği bölgede allodini (Ağrılı olmayan uyarıya ağrı yanıtı) ile birlikte hipoestezi de gözlenebilir. Vazomotor otonom bozukluğuna bağlı etkilenen ekstremitede renk ve ısı değişiklikleri saptanabilir. Bu hasta grubunda cilt terlemesindeki asimetri gibi sudomotor değişiklikler de olabilir. CRPS’li hasta grubunda ciltte, tırnaklarda ve kıllanmada trofik değişiklikler saptanabilir. Hastaların bir çoğu etkilenen ekstremitenin hastalığının belli bir döneminde ödemlendiğini, hareket kısıtlılığı olduğunu, belirtmekte, ekstremitede zayıflık, kuvvet kaybı da görülebilmektedir.

Nöropatik ağrıda tanı
Nöropatik ağrı tanısında kullanılan parametreleri subjektif ve objektif olarak ayırabiliriz. Subjektif değerlendirmede en önemli faktörler ağrı tipi ve şiddetinin belirlenmesidir. Bu değerlendirmede birçok farklı ağrı skalası önerilmekle beraber, hangi skala kullanılırsa kullanılsın detaylı ve doğru bir anamnezin tanıda çok önemli olduğu unutulmamalıdır.

Fizik muayenede motor sistem değerlendirmesinin yanı sıra sensoryal sistem ve otonom sinir sistemi muayenesi yapılmalıdır. Sensoryal değerlendirmenin en önemli bölümünü oluşturan duyu muayenesinde ağrının yanı sıra, dokunma, basınç, pozisyon, vibrasyon duyuları da değerlendirilmelidir.

Teşhisin Desteklenmesinde Kullanılan

Objektif Testler

Klasik testler
1- Pinprik ve dokunma testleri: Çok nonspesifik olmasına karşın nöropatik ağrı sendromlarında ilk kullanılan testlerdir. Hiperaljezi ve allodininin varlığını göstermek açısından önemli olmakla birlikte hasta ile kesin kooperasyon ve hasta eğitimi gerektiği için doğruluk oranları düşüktür. Bu amaçla geliştirilmiş filamanlar olduğu gibi bazı klinisyenler, pamuk, fırça, iğne gibi daha basit materyaller de kullanmaktadırlar. Testi uygulayan kadar kullanılan ekipmanın da önem taşıdığı bu testler tek başlarına çok anlamlı sonuçlar vermese de diğer objektif testlerle birlikte kullanılabilirler.

2- Radyolojik testler: Radyografik olarak kemik demineralizasyon CRPS teşhisinde spesifik bir bulgu değildir. Hastalarda ekstremitenin kullanılmamasına bağlı da demineralizasyon olabilmektedir.

3- Kemik Sintigrafisi: Kemik sintigrafisinin teşhiste yardımcı bir yöntem olabildiğine yönelik yapılan çalışmalarda çelişkili bulgular vardır.

4- Isı Ölçümü: Cilt kan akımını yansıtması nedeni ile, termometre, tele termometre, termografi yöntemleri ile ölçülür. Ölçümün anlamlı kabul edilmesi için normal cilt ısı değeri ile 1.5 0C’lik ölçüm farkının olması gerekmektedir. Termografik görüntüleme otonom fonksiyonların değerlendirilmesinde kullanışlı bir testtir. Bu değerlendirme için ortam ısısının 22 C de stabil olması gerekmektedir. Soğuk stress testine cevabın olmaması veya tekrar ısınmanın gecikmesi klinik teşhisinde anlamlı olabilir.

5- Periferal Kan Akımı: Lazer Dopler Flovmetre ile ölçülen kan akımı, sempatik fonksiyon bozukluğunda erken teşhis sağlamaktadır. Bu yöntem periferik nöropti yada CRPS teşhisinde yardımcı olabilir.

6- Kantitatif Terleme Testi (Quantitative Sudomotor Axon Reflex Test): Bu test dinleme halinde ve uyarılmış terleme cevaplarındaki bozuklukları araştırmaktadır. Meydana gelen değişiklikler periferal otonom fonksiyonlardaki patolojik değişiklikleri yansıttığını düşündürebilir.

7- Kantitatif Duyusal Testler (Quantitative Sensory Testing): Vibrasyon, ısı ve soğuk duyularının iletilmesini sağlayan küçük sinir liflerinin fonksiyonlarını test etmektedir. Spesifik olmamak ile birlikte ayırıcı tanıda destekleyici olabilir.

8- Elektromyografi-Sinir İleti Hızı Testi: Büyük sinir liflerinin zedelenmesinde fikir verebilir. Fakat tedavide veya prognozda bir etkisi bulunmamaktadır.

Modern testler
1- Mikronörografi: Sinir fonksiyonlarının en detaylı biçimde incelenebildiği bir test olması nedeniyle nöropatik ağrı sendromlarının tanısında en objektif yöntemlerden birisidir. Periferik sinirlere mikroelektrodların yerleştirilmesi ve spesifik sinir liflerine ait kayıtların alınması prensibine dayanmaktadır. Özellikle periferik nöropatide C liflerinin fonksiyonlarının belirlenmesi açısından spesifik bir test olarak kabul edilmektedir. Gerek hayvan gerekse insan çalışmalarında sıklıkla kullanılmakla birlikte klinik kullanımı hastanın kooperasyonunun şart olması ve deneyimli kişilerce yapılabilmesi nedeniyle henüz oldukça kısıtlıdır.

2- Laser ile uyarılmış potansiyeller (Laser evoked potentials): İnfrared CO2 ve ısı ile uyarılmış potansiyellerin kullanıldığı bu yöntem sensoryal sistemin değerlendirilmesinde çok değerli sonuçlar vermekle birlikte özellikle kullanılan sistemlerin pahalı oluşu önemli dezavantaj oluşturmaktadır.

3- Sensoryal sinirlerin ileti eşiği (Sensory nerve conduction threshold): Transkutanöz spesifik elektrodlarla yapılan bu test son yıllarda popülarite kazanmış olup nöroselektif elektriksel stimuluslara alınan yanıtların değerlendirilmesi prensibine dayanır. Ancak cilt kalınlığı, ödem ya da cilt ısısı gibi etkenler sonuçlara etki etmektedir. Non-invaziv ve multimodal oluşu klinik kullanımını önümüzdeki yıllarda arttıracak olan bu yöntem şimdilik genellikle klinik çalışmalarda kullanılmaktadır.

4- Deri punch biyopsi: Özel boyama işlemleriyle, miyelinsiz ve ince miyelinli periferik sinir liflerinin tetkikinde kullanılmaktadır.

Tedavi
Nöropatik ağrı sendromlarında daha başarılı bir tedavinin ilk şartı değerlendirme ve tanının erken yapılmasıdır. Erken yapılmış bir sınıflama ve doğru yapılmış bir sensoryal değerlendirme tedavide çok önemli rol oynamaktadır.

Aynı hastalığı olanları benzer şekilde tedavi etmek, tek bir hastalıkta semptomların ortaya çıkışında birden fazla mekanizma olabileceğini akılda tutmak, hastalık seyri sırasında değişik mekanizmaların dönemsel olarak baskın karakter kazanabileceğini unutmamak ve değişik hastalıkların aynı semptomları yapabileceğini akılda tutmak gerekmektedir.

Nöropatik ağrısı olan hastalarda tedavinin hedefi spesifik belirti ve semptomlara karşı olmalıdır. Tedavi yaklaşımı ağrının hafifletilmesi ve yaşam kalitesinin yükseltilmesidir.

Nöropatik ağrının tedavisinde kullanılan ilaçlar:

* Trisiklik antidepresanlar
* Antikonvülzanlar
* Antiaritmikler
* Opiyatlar
* Oral ve topikal lokal anestezikler
* Ketamin

Kapsaisin krem olarak sınıflandırılabilir.

Genel olarak trisiklik antidepresanlar ve özellikle de Amitriptilin ilk seçilen ajan olmakta, bu ilaca yanıt alınamadığı durumlarda antikonvülsanlar kullanılmaktadır.

Antidepresanların serotonerjik ve noradrenerjik mekanizmalar üzerinden etki ettiğinin ortaya konmasından sonra, SSRI grubu antidepresanların nöropatik ağrıda etkin olabileceği düşünülmüş, ancak yeterli sayıda kontrollü çalışma bulunmamasına rağmen, bu ajanların amitriptilin kadar etkin olmadığı görülmüştür. Gerek antidepresanların, gerekse antikonvülsanların yan etkileri uzun süreli kullanımlarında ciddi sorunlara neden olmaktadır. Ayrıca her hastada benzer etkinlikleri görülmediği gibi, aynı hastanın tedaviye yanıtı da tedavi süresince çok değişkenlik göstermektedir. Bu ilaçların kullanım süreleri ve dozları konusunda da bir fikir birliği bulunmamaktadır.

Opioidlerin nöropatik ağrıda kullanımları ile ilgili tartışmalar sürmektedir. Bazı klinisyenler nöropatik ağrının opioidlere dirençli ağrılar olduğunu iddia ederken, diğer bir grup etkili olduklarını ancak doz ayarlamasının doğru yapılması ve gerekirse yüksek dozlara çıkılması gerektiğini bildirmektedirler. Opioid ajanlar içerisinde şüphesiz en etkili olanı zayıf bir sentetik ajan olan Tramadol Hidroklorid olup serotonerjik mekanizmalar üzerinden etki gösterdiğinin ortaya konmasından sonra yapılan çalışmalarda başarılı sonuçlar bildirilmiştir.

Oral ya da topikal lokal anestezikler daha az sıklıkla kullanılmakta ve etkili oldukları gösterilen az sayıda çalışma bulunmaktadır. Deneysel çalışmalarda kullanılan kapsaisin kremin çok düşük konsantrasyonda desensitizasyon yaptığının ortaya konmasından sonra, özellikle zona zoster ve postherpetik nevralji vakalarında etkinliğinin gösterildiği çeşitli çalışmalar yayınlanmıştır. Ancak yaygın klinik kullanımından söz edilemez. Ketamin de aynı şekilde nöropatik ağrıda önemli bir alternatif olarak görülmüş ve yapılan çalışmalarda başarılı sonuçlar alınmıştır. Ancak gerek yan etki profili, gerekse uzun süreli kullanımının zorluğu klinik kullanımını kısıtlamakta, oral formunun bulunmaması da önemli bir sorun oluşturmaktadır. Tüm olumsuzluklara rağmen gerek deneysel gerekse klinik çalışmalarda sıklıkla kullanılmaktadır.

Son yıllarda nöropatik ağrı tedavisinde önemli bir seçenek te Gabapentin olmuş ve başlangıçta düşünüldüğü gibi GABA üzerinden etki etmediği ortaya konduğu halde, bilinmeyen bir mekanizma ile nöropatik ağrıda etkili olmaktadır. Gabapentinin, gerek terapötik aralığının çok geniş olması, gerekse yan etkilerinin diğer ajanlara göre azlığı, klinik kullanımını arttırmaktadır. Proteinlere bağlanmaması, metabolize edilmemesi, karaciğer enzimlerini indüklememesi ve inhibe etmemesi nedeniyle diğer ilaçlarla etkileşime girmemesi de kullanımını arttırmıştır.

Nöropatik ağrı tedavisinde farklı semptomlara göre farklı ajanları önerilmektedir. Devamlı yanma ağrısında Amitriptilin, zonklama ve keskin ağrıda Karbamazepin ve Fenitoin, daha az sıklıkla Valproat ve Tokainid, parestezi/dizestezi ön planda ise Fenitoin ve Meksiletin, allodininide ise Gabapentin, Amitriptilin ve Ketamin önerilen çeşitli çalışmalar mevcuttur. Nöropatik ağrı sendromlarının bazılarında medikal tedavinin yeterli olmadığı durumlarda sempatik bloklar ve çeşitli nöromodülasyon yöntemleri kullanılmaktadır. Hasta seçim kriterlerinin çok önem kazandığı bu tedavi yöntemlerinin uygulanması, özellikle mekanizmada sempatik sinir sistemi ve nöropatik ağrı ilişkisinin ortaya konamaması nedeniyle hala tartışılmaktadır. Bu tedavileri uygulamadan önce mutlaka prognostik girişim yapılarak hastanın tedaviden yararlanıp yararlanmayacağının ortaya konması gerekmektedir.

Son yıllarda giderek artan çalışmaların ışığında, nöropatik ağrı mekanizmasında sağlanan ilerlemeler, önümüzdeki yıllarda tedavi modaliteleri arasında belki de en tartışmalı grup olan nöropatik ağrıların tedavisinde spesifik ajan ya da yöntemlerin bulunmasını sağlayacaktır

Dünyanın en etkili 12 genç müslümanı

Aralık 8, 2010 by admin  
Filed under Genel, Manset

Dünyanın en etkili 12 genç müslümanı

Georgetown Üniversitesi ve Ürdün Kraliyet Stratejik Çalışma Merkezi her sene “Dünyanın En Etkili 500 Müslümanı” sıralaması yapıyor. Bu listedeki 12 etkili genç Müslüman’ın özellikleri dikkat çekiyor. Bu sene Türkiye’den listeye oldukça fazla sayıda isim girmiş. Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Hayrünnisa Gül, Fethullah Gülen, Ahmet Davutoğlu, Necmettin Erbakan, Ali Bardakoğlu, Mustafa Çağrıcı, Hayrettin Karaman, Adnan Oktar, Ekmeleddin İhsanoğlu, Fuat Sezgin, Mehmet Aydın, Halit Eren, Mehmet Görmez, Ekrem Dumanlı, Mustafa Özcan Güneşdoğdu, Fatma Benli, Ali Bulaç, Hasan Çelebi, Rabia Yalçın, Merve Kavakçı. Tabii her bir isim katkılarına ve alanlarına göre ayrı kategorilerde değerlendiriliyor. Listenin akademik, siyasi, idari, gençlik, bilim, sanat, kültür gibi 15 alt kategorisi var.

En Etkili 12 Genç

“En Etkili 500 Müslüman” listesinde bizim ilgimizi esas “GENÇLİK” çalışmaları yapan isimler çekti. Bu alanda listeye 12 isim girmiş. Bunların arasında hiç memleket evladı yok ne yazık ki. Ama olsun; tanımak ve ne yaptıklarını öğrenmek için ümmet evladı olması yeter de artar bile. Biz bize düşeni yapalım, ümmetin evladını memleket evladına tanıtalım da, belki gelecek listelerde bizden de gençler görürüz.

Suudi TV Kanalının Genç Programcısı

1. Mustafa Hüsnü (Mısır): Suudi Iqraa kanalında programcı olan Hüsnü 1978 doğumlu. Aynı zamanda uluslar arası özel bir okulda öğretmenlik yapıyor. Bağımlılık ile ilgili gönüllü çalışmalara katılıyor. Aslında ticaret tahsili yapmış ama bir müddet sonra kendini tamamen İslami çalışmalara vakfetmiş. Yaptığı programlar özellikle gençler tarafından ilgi görüyor. Hüsnü İslami mesajları sunarken tarz ve üslup olarak farklı bir çizgi ortaya koyuyor ki bu da etki sahasını genişletiyor.

Gitarist Tebliğci

2. Muaz Mesud (Mısır): Mustafa Hüsnü gibi bir TV programcısı olan Mesud halen Cambridge’te din alanında yüksek lisans yapıyor. Mesud’un İslami hizmetlere yönelmesinde Mısır’da Amerikan okullarına devam ederken geçirdiği ağır bir hastalık rol oynamış. Hastalıktan kurtulursa kendisini Allah yoluna adayacağına söz veren Mesud, iyileştikten sonra sözünü tutmuş ve Kur’an hakkındaki bilgisini genişleterek zamanla sosyal medyayı da iyi kullanan bir TV programcısı haline gelmiş. Hem modern hem de dindar olunabileceğine dair yorumları ve bakış açısı Mesud’u gençler arasında popüler hale getirmiş. Mesud, çok da iyi gitar kullanıyor.

“Hey Gençler” Diyen Kafe Sahibi

3. Ahmet El Shugari (Suudi Arabistan): TV programcısı ve Suudili gençlerin en sevdiği mekânlardan birisi olan Endülüs Kafe’nin kurucusu. Aile işletmesinde çalışırken bir arkadaşının teklifiyle “Hey Gençler” isimli bir program sunmaya başlamış. Aslında dini bir eğitimi yok. TIME’ın “İslam Dünyasında Sessiz Bir Devrim Oluyor” başlıklı yazısında ilk bahsedilen isim olan Shugari’nin dindar bir Müslümanın modern hayatla nasıl baş edebileceğine dair tespitleri, yorumları ve sunuş tarzı gençlerin çok hoşuna gidiyor

Öğrenci Birliği Başkanı

4. Muhammed Abass (Gana): Gana Müslüman Öğrenciler Birliği Başkanı ve Sözcüsü. Gana Müslüman Öğrenciler Birliği, “En Etkili 500 Müslüman” listesine göre birçok dini misyon örgütünün cirit attığı Gana’da olumsuz herhangi bir durumla karşılaşılmamasını sağlayan kuruluşlardan bir tanesi. Abass’ın başkanı olduğu bu birliğin üyeleri, sosyal hizmetlerdeki gayretleri ile öne çıkıyor ve güzel örneklikler sergiliyorlar.

Afganlı Yetimlerin Hamisi

5. Andeisha Ferid (Afganistan): Çocuklarla ilgilenen bir iş kadını. “Afgan Çocuk Eğitimi ve Bakımı Örgütü”nün kurucusu. Henüz 26 yaşında. Ferid’in başında olduğu kurum, Afganistan ve Pakistan’daki yetimlerin bakım, eğitim ve sağlıkları ile ilgili çalışmalar yapıyor. Hillary Clinton’ın kurucusu olduğu Vital Voices adlı kuruluşun ve Goldman Sachs’in 10.000 Kadın Programı’nın liderlik ödüllerini alan Ferid yetim hamisi olarak biliniyor. Çocukluğundan bu yana ABD kuruluşları için çalışan Ferid’in geçen Ağustos ayında baba evinin ABD’li askerler tarafından basılması ve ailesinin gözlem altına alınması ilginç bir tecelli olmuş.

Genç İletişim Müteşebbisi

6. Irfan Amalee (Endonezya): Çocuk ve gençlere yönelik yayınlar yapan bir yayıncı. Oluşturduğu “Barış Nesli Programı” ile barış gönüllüleri yetiştiriyor, barışla ilgili kitaplar ve eğitim setleri yayınlıyor. 50.000 gence ulaşan Retas Magazine adlı bir derginin de kurucusu olan Amalee 2008’de British Council’ün “Genç Yaratıcı İletişim Müteşebbisi” ödülünü almış

Morolu Bir İşletmeci

7. Samira Gutoc Tomawis (Filipinler): Genç Moro Profesyonelleri’nin kurucusu. Aynı zamanda Filipinler İslam ve Demokrasi Konsülü’nün buluşmalarını organize ediyor. “Mindanao Gençleri Konuşuyor” adlı platformun proje yöneticisi de olan Tomawis, medya ile kurduğu yapıcı ilişkiler sayesinde çalışmalarını etkinliğini artırmayı başarmış bir isim.
Singaporlu Portal Yöneticisi

8. Muhammed Nasır (Endonezya): Singapur’da faaliyet gösteren simplyislam.sg adlı portalın kurucusu ve yöneticisi. Yazılımcı olan Nasır İngiltere’deki Staffordshire Üniversitesi mezunu. Dar-ül Erkam ve AbdülAlim Sıddık Camisi gibi tebliğ kuruluşlarında çalışmış. Singapor’daki İslami çalışmaların dünya Müslümanlarının gündemine taşınması noktasında ciddi katkısı olan Nasır gençlik programlarının gelişiminde de rol oynuyor.
Bir Telefon Gönüllüsü

9. Muhammed Mamdani (İngiltere): Muslim Youth Helpline (Müslüman Gençlik Yardım Hattı) kurucusu. Mamdani şimdilerde bir yardım derneğine dönüşen bu projeyi 18 yaşında iken basit bir forum olarak başlatmış. Gönüllü katkılarla yürüyen ve danışma ve yardım hizmetleri veren Muslim Youth Helpline ücretsiz bir telefon arama ve interaktif web site hizmetinden oluşuyor. Sitenin “Sözümüz” başlıklı kısmında yer alan metin yapılan hizmeti özetliyor: “Niye aradığınızı sorgulamamıza müsaade yok. İsminizi vermek zorunda değilsiniz ve görüşmenin her hangi bir anında telefonu kapatabilirsiniz.”

Namazını Aksatmayan Rugby Oyuncusu

10. Bachar Houli (Avustralya): Lübnan asıllı Avustralyalı rugby oyuncusu. Müslüman kimliği ile spor dünyasında başarılı bir yer edinen Houli medyaya İslam hakkında yaptığı olumlu açıklamalarla tanınıyor. Namazını aksatmadığını söyleyen, hem dindar bir Müslüman hem de başarılı bir rugby oyuncusu olmak istediğini söyleyen Houli Avustralya İslam toplumunun önemli isimlerinden birisi haline gelmiş durumda.
Uyuşturucudan Rab İçin Rap’e

11. Hamza Perez (ABD): “New Muslim Cool” adlı filme konu olmuş, Porto Riko asıllı bir rap sanatçısı ve uyuşturucu müptelası iken İslam’a döndükten sonra hayatı değişmiş Perez şimdilerde toplum gönüllüsü olarak çalışıyor. 2009 yılında çekilmiş bir belgesel olan “New Muslim Cool” 11 Eylül olayları sonrasında Amerikalı Müslüman gençlerin karşılaştıkları zorlukları anlatıyor. Hamza, uyuşturucu satan bir çetenin üyesi iken dindaşlarının karşılaştığı sıkıntıları görerek dine yöneliyor ve eski hayatına karşı savaş açıyor.

Hıristiyan Vaizin Müslüman Vaiz Oğlu

12. Imam Suhaib Webb (ABD): Ezher’de okumakta olan ve Müslüman gençlerin gelişimi ile ilgilenen Oklohamalı bir tebliğci. Babası papaz olan Webb, 14 yaşında Hıristiyanlığa ilgisini yitirdikten sonra hiphop yapmaya başlamış. Hiphop piyasasında tanıştığı Müslümanlardan etkilenmiş ve 20 yaşında Müslüman olmuş. Üslubu, anlatımı ve örnekleri ile ABD’li Müslüman gençlerin ilgisini toplayan Webb’in geniş içerikli bir de web sitesi bulunuyor. Muslim American Society’nin aktif bir üyesi olan Webb aynı zamanda AlMaghrib Enstitüsü’nde dersler veriyor.

GENÇ DERGİSİ

Sonraki Sayfa »

sohbet siteleri chat siteleri bedava chat chat odaları Sohbet sohbet siteleri film izle