Sohbet – Umudunu Asla Kesme

Umudu asla kaybetmemenin bu sabah canlısını yaşadım. Soğuk, yağmurlu ve rüzgarlı bir hava vardı ama işe gitmem gerekiyordu. İstasyona gitmek için 3 seçeneğim vardı, arabayla, otobüsle veya yürüyerek, otobüs seçeneğini siliyorum. Çünkü yola çıkmışım ve 20 dakika beklemem gerekiyor. Arabada tereddüt ediyorum, çünkü kızımın stajı var, otobüsle uğraşmasın diye arabayı ona bırakıp yürümeye karar verdim.
Genelde saate bakmam evden çıkarken, gereksiz yere zamanla yarıştığımız çok olur. Geç kaldıysam koşacak değilim, erken gidip, geç kalan vasıtayı bekleme ihtimalide var. Neyse yağmur gözlerimin içine giriyor. İstasyona yaklaştıkça, kilisenin çanından saatin 07.30 u vurduğunu tahmin ediyorum. İçimden 07.34 treni kaçtı diyorum. İstasyonun önünde lambalarda bekliyorum, koşsam yetişeceğim ama inatla bekliyorum. Trafik yok denecek kadar sakin, kırmızıdan geçiyorum yaya geçidini.Tren için değil, fırtınadan kaçıyorum. Tren gelmiş hala peronda bekliyor, kesin arızalıdır diyorum.
Hadi Remzi şansını dene, diye kendimi cesaretlendiriyorum, kartımı otomatik geçişte onaylatıp, genelde trenin kalkması gereken perona acele ile yürüyorum. Tühhh!!  Yanlış peronmuş, aceleden diğerine koşuyorum. Karşı peron için geri yürüyüp tünelden geçmem lazım. Tünelde yürürken, kulağım trenin hareket sesinde. Bir kıpırdama yok, oldu bu iş diyorum. Çabukça merdivenleri yukarı cıkıp trenin kapısına dayanıyorum, açılmıyor. İçim burkuluyor, yine boşuna koştun Remzi, sana demiştim acele etme diye… Diğer kapılara göz atıyorum. Kondüktör beni görmüş, yalnız onun beklediği kapı açık, buraya gel diye işaret ediyor. Saat 08.04 trenine kaldım derken, ummadığım. beklemediğim 07.34 e yetiştim. Siz, siz olun, asla umudunuzu yitirmeyin, son nefesinize kadar….
BlackSea

 

@ Kalbsesi.Com – Sohbet, Sohbet Sitesi, Sohbet Siteleri, Sohbet Odaları, İslami Sohbet, Bedava Sohbet

Sohbet- Nostalji

Dumankizi, su an bir muzik dinliyorum, enstrümental. aldi beni gitti uzaklara, senin yanindayim, saclarin ruzgardan ucusuyor, kokun geliyor burnuma, guluyorsun, gozlerinin ici guluyor, el eleyiz, kendimizi doganin akisina, birakmisiz, yesillikler icinde, rengarenk yaban gulleri, kus sesleri, göz göze geliyoruz, yuzumuzde tebessum, konusmuyoruz, cunku dille telaffuz edilecek gibi degil guzellikler, susuyoruz sadece gozlerimiz konussun.

Dumankizi, biliyorum bana hic umut baglamadigini, bana baglanmaya korktugunu, sonumuzun olmadigini dusundugunden, birde soyle dusun, birsey olmayacagina inanmaktan, olabilme imkanini kaldirabilirsin, cunku buna kendini adapte ediyorsun, her seferinde olmamasi yonunde gelisecek bir tavri kendine sartlandirmissin Birde olacak tarafindan dusundugunde, o yonde imkanlar yaratmaya, cozumle uretemeye baslarsin, bir gokdeleni dusun, bunu tepeden yapabilirmisin, hayir, temelden baslaman lazim, once hesabini kitabini yapacaksin, sonra para, daha sonra yapacak insan, ve birde bakmissin, hayal ve imkansiz gozuken sey yerde bitivermis, bir zaman sonra karsina dikilmis, ve o kadar emek sarfettigin seyi basarmanin zevkini tahmin edemezsin. Sen orda ben Derya ve Ayla ileyim dedigin zaman, telefon yerine zilini calip, seni kollarima alip onlarin karsisina cikmak isterdim, sizin Eminenizi mutlu etmeye, onu guldurmeye, yasatmaya geldim diye, seninle el ele onlarin yanina yurumek isterdim canim…ve dansimiza devam ediyoruz, Dumankizi Emine ile, delicesine, yuzumuzdeki mutluluk etrafimizdaki insanlara yansiyor, bizim mutlulugumuz icin guluyorlar….Yalniz benim ol, yalniz beni sev, tut Emine, tut ellerimden, tut cunku yarinimiz yok, bir gun ellerini uzattiginda, belki eline elimi uzatacak gucum olmayabilir, belki ellerini bulamayabilirim, ellerini yuregini, gozlerini sesini, saclarini, kokunu istiyorum…Icim yaniyor, seni ozlemekten, sana uzanamamaktan.

 

@ Kalbsesi.Com – Sohbet, Sohbet Sitesi, Sohbet Siteleri, Sohbet Odaları, İslami Sohbet

Sohbet Sitesinde Doyumsuz Sohbet

Gunlerden pazar, herkes yatağında yatarken ben pc’ye oturdum. Koşar adım hemen sohbet sitesinin odası sohbet kanalına geldim. O esnada ne var, ne yok incelerken Ase geldi, kanala gelir gelmez selam verdi abim nasılsın dedi ve yola cıkacağını söyledi. Benden de Defne ve Efsane abiye selamlarımı iletirmisin dedi ve yola cıkacağını söyledi vedamızı ettik . Ase’yi yolcu ettik, bende yola çıktım. İşe gitmek için, ve araç geldi. Avrupa yakasına ekmeğimizi kazanmak için yola düştük. Herkes sıcak yatağında uyur iken bense yollarda rızık peşinde! Pazarı şundan dolayı seviyorum.  İstanbul’da ulaşım zulümdür, pazar günü trafik olmadığı için seviniyorum. Mesela şu an işe 20 dakikada gidiyorum . Hafta içi işe yada eve saatlerce ulaşamıyorum. Pazar günlerini sadece bundan dolayı seviyorum. Sonra işyerime ulaştım . Tekrar bilgisayara oturdum. Bilgisayar açılır açılmaz, sohbet sitesine girdim ve girer girmez içeride Askan , Efsane ve benden sonra sempatik Dadaş geldi kısaca üstümde Ase’nin vebali kalmasın diye Efsane’ye selamını ilettim hal hatır sorduk ve sohbete başladık o esnada Askan’dan ses seda yoktu sanırım uyuyordu, bizde seslenmedik. Sonrası sempatik Dadaş geldi onunla başladık hasbıhal ettik. Kısaca sohbet bir başkadır. tadına doyum olmaz. Mesela, tebessüm ederek bizlere sadaka dağıttı Dadaş, onun gibi bir sürü şey diyerek sohbet böylece akıp gitti. Herkesi sohbette sadaka dağıtmaya bekleriz, bekliyoruz. Yerinizi alın der bilgisayardan ayrılıyorum.
Hic gidesim yok bilgisayardan ama iş beklemez. Önce iş ve aş. Sonrası eğlence. Birazdan ödüle geleceğim. Ödülde ne var derseniz; arkadaşlarla sohbet, oxm oyunu, bilmece oyunu, hepsinden önemlisi essiz radyo var ve güzel eserler çalıyor. istekte istenilebiliyor.
Sesimizin ulaştığı herkesi ödüle davet ediyoruz .

İslami Sohbet – Nefsinle kavgada galip gel

NE YAPSIN, KAVGALI ZALİM NEFSİYLE KAVGALI YA SİZ KİMLE KAVGALISINIZ?

Nasıl kontrolsuz bir buhar basıncı kazanını patlatır, kontrol altına alındığı, zaptedildiği takdirde ise bir tren katarını sürükler götürürse, nefs-i emmâremiz, iç güdülerimiz, şuurlarımız, bir takım baskı, kontrol ve düzenleme mekânizmalarına muhtaçtır. İşte bunların başında ORUÇ gelir… Allah, “Oruç tutunuz tâ ki korunasınız” buyuruyor…

Trakya’nın köylerinden gelmiş bir vatandaşımıza soyadını sordum. “Kavgalı” dedi… “Kiminle kavgalısın?” diye sorduğumda ise verdiği cevap beni kalbimden vurmuştu: “Kendi nefsimizle, Beyim -diyordu- başka kavga edecek kim var ki?… İşte oruç insanoğlunun kendi ile kavgasında. Allah’ın emrine uyarak kazandığı zaferdir. Midemiz olduğu kadar dilimiz, elimiz, gözümüz, kulağımız ve ruhumuz her türlü kötülükten uzak tutulur: arınır, paklanırız.

Otuz gün bu ruh terbiyesi ile geçtikten sonra kavuşulan Bayram ise, bu dünyada bize verilmiş blı mükâfat hakkettiğimiz bir armağandır. • ‘*

Sohbet Siteleri – Her Gün Kullanıyoruz Ama Ne Olduğunu Bilmiyoruz

Onu kazanıyoruz, kaybediyoruz, hatta öldürüyoruz fakat iş zamanı tanımlamaya gelince durum değişiyor. Zaman her ne kadar yaşamlarımızın bir parçası olsa da gerçekte onun ne olduğunu bilmiyoruz. Onu saatler ve takvimlerle ölçüyoruz, ama yine de bulanık ve soyut bir fikir olarak duruyor.( sohbet siteleri )

Bir psikolog zamanın sadece kafanızın içinde var olduğunu ve dünün olaylarının bugüne sıçramasını engellediğini söyleyebilir. Bir doktora göre zaman temel bir özelliktir, kütle ve mesafe gibi. Ama zaman bunların hiçbirinin fiziksel karakteristiklerine sahip değildir. Duyularımız mesafe veya kütledeki farkları değerlendirmemize olanak sağlarken zaman görecek, duyacak, hissedecek, tadacak veya koklayacak hiçbir şey sunmamaktadır.

Kelimeyi farklı anlamlarda kullandığımızda zamanın anlamını iğneyle tutturma uğraşı bir işe yaramayacaktır. Zaman iki nokta arasındaki mesafenin ölçümü anlamına gelebilir, bir parkuru koşmak için gereken zaman gibi. Zaman ayrıca belli bir anı tanımlamak için de kullanılır, yarışın başlama anı gibi. Yarışın başladığı belirli an eşsiz bir olaydır ve sadece bir kere gerçekleşebilir. Ama aynı parkur tekrar edilebilir. Yani o parkuru tamamlamak için gereken zaman, gelecekteki yarışlarda tekrar sağlanabilir.( sohbet siteleri )

Zamanın ne olduğunu tam olarak anlamaya yetersiz kalsak da onu birçok yoldan verimli bir şekilde kullanabiliriz, özellikle aralıkları ölçerken. Bilgisayarlardan uydulara, teknolojimiz zaman aralıklarını doğru bir şekilde ölçmeyi gerektiriyor. Bir dizüstü bilgisayardaki saat zayıf bir sayaç olabilir, ama bilgisayarı kullanan merkezi işlemci çipi saniyenin milyonda, milyarda birini doğru şekilde ölçüyor olmalıdır.

Zaman aralıkları ayrıca geçmişe bakmamızı da sağlar. Radyoaktif bozunma sayesinde jeolojik formasyonların yaşını hesaplayabilir veya bir canlının ne zaman öldüğünü anlayabiliriz. Kayalarda veya canlılarda bulunan radyoaktif izotoplar, tahmin edilebilir bir oranda radyasyon emerler. Bugün var olan radyoaktif materyal ile geçmişte var olanı kıyasladığımız zaman, aradan geçen zaman hesaplanabilir.

Zihnimiz radyoaktiviteyi hesaplayamaz veya saniyenin milyonda birini ölçemez, ama zamanı eşsiz bir biçimde kullanma yetisi vardır. Sadece insan beyni geçmişteki tecrübeleri ve bilgileri kullanarak gelecek hakkında planlar yapabilir. Hayvanlar zamanın bu sürekliliğini fark edemezler ve geçmişi bugüne veya geleceğe bağlayamazlar.

Mesela eğer bir hayvanı eğitiyorsanız, istenilen eylemi yerine getirdiği an onu ödüllendirmeniz gerekir. Hayvanlar birkaç dakika önce yaptıklarıyla verilen ödülü birbirine bağlayamazlar. Ama insanlar anlık sevinmelerle sınırlı değillerdir. Ödülümüzü emeklilik olarak almadan önce yıllar boyu çalışırız.( sohbet siteleri )

Ne var ki, bu insan karakteristiğinin gelişmesi için zaman gerekir. Altı yaşına kadar bir çocuğun beyni, zamandaki farklı olayları birbirine tam anlamıyla bağlama konusunda bir hayvan beynine yakındır.

Sonunda, zamanı tanımlamak pornografiyi tanımlamak gibi olabilir. Ne olduğunu tam anlamıyla söyleyebilmek zordur, ama gördüğünüz zaman bunun o olduğunu bilirsiniz.